antalya bayan escortbursa bayan escortadana bayan escortmersin bayan escortmugla bayan escort

VATAN ŞAİRİ MEHMET AKİF’İN MÜSLÜMANLIĞI

İçinde bulunduğumuz hafta hem 12 Mart 1921’de İstiklal Marşı’nın kabulünün, hem de 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü. 

Bu haber 15 Mart 2019 - 11:20 'de eklendi ve 157 kez görüntülendi.

İlkokul yıllarımızdan itibaren Mehmet Akif’i milli marşımızın şairi olarak duyduk ve bildik ama onu hiç tanıdık mı? O muazzam dizeler hangi yaşanmışlıkların dilinden dökülmüştü, nasıl böyle bir destana dönüşmüştü acaba?

İstiklal Marşı’mızın bir milletin en ince ve en coşkulu hislerinin, umutlarının ve korkusuzluklarının göstergesi olduğu tartışılmaz bir gerçek. Atatürk’ün en beğendiği dizeler ise:

“Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.”

Evet, bu muhteşem dizeleri yaratan ve karşılığında meclisin verdiği ödülü, yoksulluk içinde yaşadığı halde reddeden yüce gönüllü milliyetçi şairimiz Akif’i biraz yakından tanıyalım:

Bir din aliminin oğlu olarak İstanbul Fatih’te doğan Akif,  öğrenim hayatının çoğunu Fatih Medresesi’nde geçirir. Dile karşı o kadar yeteneklidir ki Arapça, Farsça ve İngilizcede hep birinci gelir. Türk edebiyatının en büyük isimlerinden Muallim Naci, onun şiirlerini okuduktan sonra: “Bu çocukta gördüğüm cevheri kimsede görmedim!”der. Aslında bu sözler, Akif’e azdır bile. Akif, Fatih’teki evleri yanınca Mülkiye İdadisi’ni bırakır ve baytar Mektebi’ne geçiş yapar. Baytarlık bölümünü birincilikle bitirir. Bunun yanında güreş ve yüzme gibi spor dallarında da muazzam bir yeteneği vardır. Üstelik dini yönü de oldukça kuvvetlidir. Yalnızca altı ayda Kur’an’ı ezberleyerek hafız olmuştur.

Memuriyet döneminde şiirlerini yazmaya devam eden Akif, sivri dilli bir muhaliftir. Milli ve manevi değerlere çok önem verir ve bu değerleri güzel yansıtmadığını düşünen 2. Abdülhamit’e, O’nu gördüğünde midesinin bulandığını söyleyecek kadar da korkusuzdur.  Çıkardığı Sırat-ı müstakim dergisinde İslam birliğini savunur; fakat bunun gerçekleşmeyeceğini anlayınca milliyetçi duygulara ağırlık verir. Mısır, Berlin ve Arabistan cephelerinde çalışmalarda bulunur ve Türklere karşı savaşan Araplara vaazlar vererek onları fikirlerinden döndürmeye çalışır.  Atatürk’ün davetiyle Ankara’ya gelen Akif, kısa zamanda Burdur Milletvekili olur. Yaptığı vaazlarla halkın gönlünde taht kuran Akif, İslam şairi olarak anılmaya başlar. Hasan Basri ve Hamdullah Suphi Beylerin teşvikiyle, İstiklal Marşı’nı yazar ve 500 liralık ödülü cepheye kıyafet diken ve kadınları himaye eden Kızılay’a bağışlar. Üstelik bunu yaparken tam da 600 liralık borcu olmasına rağmen…

Sağlık sorunları nedeniyle milletvekilliğinden istifa ederek Mısır’a yerleşen Akif, burada Kur ‘an meali çalışmaları yapar fakat bu çalışmasının dini kullananların eline geçip amacından sapacağından korkarak, yaptığı çalışmaları Ekmelettin İhsanoğlu’nun babası İhsan Efendi’ye verir ve öldüğünde bu eserlerin yakılmasını ister.

Siroz hastalığı nedeniyle İstanbul’da 17 Haziran 1936’da Beyoğlu’nda bulunan Huzur Apartmanı’nda hayatını kaybeder fakat ne acıdır ki” vatan şairini” son yolculuğuna bir avuç kişi uğurlar. Çünkü dönemin siyasi çalkantıları nedeniyle Akif’e bir cenaze merasimi düzenlenmez. Ne acı değil mi? Ömrünü vatan, millet ve tevhid yoluna adamış bir yüce değer, son yolculuğuna uğurlanırken dönemin şarlatanları, hurafecileri kadar değer görmemiş. Günümüzde de öyle değil mi? İslam’a kendini adayanlar değil, İslami kendi çıkarları için kullanan sözde şeyhler ve müritler el üstünde tutulmuyor mu? İşte İslamın dirilişine gönül ve ömür vermiş Akif’in böylelerine Safahat adlı kitabından iki çift lafı var:

 

“Sofuluk satıyorsun elinde boy boy tespih,

Çevrende dalkavuklar, tapınır gibi lâ teşbih,

Sarık, cübbe ve şalvar; hepsi istismar, riya,

Şekil yüzünden sanki Ömer’in devri güya!

Herkes namaz oruçta, hepsi sözünü dinler,

Zikir, Kur’an sesinden yerler ve gökler inler.

Ha bu din imân, takva; inan ki hepsi yalan,

Sen onları kendine taptırırsın vesselam.

Derdin davan sadece hep nefs-i saltanatın,

Şimdilik putu sensin, tapılan menfaatin.

Hey kukla kafalı adam, dinle sözümü tut.

Bunların dilinde Hak; ama kalbi dolu put!”

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
en güvenilir casino siteleri

Bonusal

mobil ödeme bahis

mobil ödeme bahis

iddaa siteleri

bonus veren siteler

bedava bonus

deneme bonusu

neropay

casino siteleri

bedava bahis