Uzmanlardan ailelere uyarı: Karne sevincini kaygıya dönüştürmeyin! « Batı Akdeniz Medya



Fethiyelilere müzik ziyafeti

Kültür Sanat Magazin
am resimleri - xnxx - amcık resimleri - olgun porno - am resimleri - brazzers - sex hikayeleri - brazzers

Uzmanlardan ailelere uyarı: Karne sevincini kaygıya dönüştürmeyin!

9 Eylül 2019 Pazartesi günü başlayan 2019-2020 eğitim ve öğretim sezonunun yarıyıl tatili bugün itibariyle başlıyor. Yurt genelinde 18 milyon, Muğla’da ise 796 okulda 152 bin 549 öğrenci 15 gün süren bir tatile giriyor.

Bu haber 17 Ocak 2020 - 12:16 'de eklendi ve 210 kez görüntülendi.

2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı yarıyıl tatili bugün itibariyle başlıyor.  Fethiye’de 29 bin öğrenci ile 2 bin 300 öğretmen 15 gün süren bir tatile giriyor. Bu çerçevede öğrencilerin karne sevincinin kabusa dönmemesi için uzmanlardan ailelere önemli uyarılar geldi.

Ailelerin bu süreçte çocukları üzerinde çok fazla baskı kurmamaları gerektiğine işaret eden uzmanlar, yarı yıl tatilinin çocuklar için okul süresince zorlanılan konular veya öğrenilen konuların pekişmesi için

İyi bir fırsat olabileceğine değindi. Bu fırsatın yoğun programlarla kaosa çevrilmemesi gerektiğinin altını çizen uzmanlar, ailelerin okul zamanında vakit ayıramadıkları çocuklarıyla bol bol vakit geçirmelerinin son derece önemli olduğunu aktardı.

Konu ile ilgili olarak Batı Akdeniz Gazetesi’ne açıklama yapan Moodist Hastanesi uzmanları,

 “Zillerin tatil için çalmasıyla beraber, anne babalar bu süreci okuldaki eksikleri tamamlamak için bir fırsat olarak görürken, çocuklar ise sadece dinlenmek ve eğlenmek istediklerini kaydetti.

Uzmanlar, yoğun geçen bir dönemin ardından bu tatilin her iki tarafında beklentisini karşılamasının en sağlıklı olanı olduğuna belirterek, “Eğlenceli ve aynı zamanda verimli bir tatil geçirmek için neler yapılacağı tabi ki bireysel ya da çevresel farklılıklara göre değişmektedir. Özellikle, okul sürecince çocuklar aileleriyle birlikte çok fazla vakit geçiremezler. Okul sonrası eve dönüşte bekleyen ödevlerin sorumluluğu, sabah uyanabilmek için erken yatmaları gibi nedenlerden dolayı yetişkinler ile geçirilen zaman ya çok kısıtlı oluyor ya da hiç olmuyor. Tatil dönemi, ebeveynlerin bu durumu telafi etmeleri için bir fırsat olarak görülmelidir. Bu nedenle, çocukla geçirilen vakit olabildiğince arttırılmalıdır” tavsiyelerinde bulundu.

“YETENEK VE İSTEKLERİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ”

“Tatil boyunca, çocuklar için aktiviteler bulunmaya çalışılırken onların yetenek ve istekleri göz ardı edilmemelidir” diyen aynı uzmanlar, “Bu dönem dolu dolu geçsin diye, çocuk istemediği bir programa tabii tutulmamalıdır. Çocukla beraber ortak bir karar alınarak plan yapılmasına özen gösterilmelidir.

Bu süreçte teknolojik aletlerle vakit geçirmekten olabildiğince hem yetişkinler olarak uzak durun hem de çocuklarınızı uzak tutun. Sohbet edin, oyunlar oynayın, akraba ve arkadaş ziyaretlerinde bulunun, bunun yanı sıra kişisel gelişim için beraber sinema, tiyatro gibi etkinliklere de vakit ayırın.

Beraberce vakit geçirmek, sosyal aktivitelerde bulunmak, dinlenmek ve eğlenmenin yanı sıra tabi ki bu süreçte akademik yatırımda gereklidir. Çocuklar için okul süresince zorlanılan konular ve ya öğrenilen konuların pekişmesi için bu fırsat iyi bir şekilde değerlendirilmeli, düzenli fakat yorucu olmayan bir program hazırlanmalıdır. Unutmayınız ki, iyi değerlendirilmiş bir tatil, iyi geçirilecek bir sonraki eğitim-öğretim yılı demektir” şeklinde konuştu.

UZMAN PSİKOLOG DOĞAN: ÇOCUKLAR TÜM SÜREÇ BOYUNCA TAKİP EDİLMELİ

Uzman Klinik Psikolog Ceren Kurtay Doğan da konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Öğrenciyi ve karne notlarını değerlendirirken sınavlarla ölçümlenemeyen bir öğrenme gayreti, sınavlarla ölçülen bilgiyi olumsuz etkileyen stres ve performans kaygısı gibi değişkenlerin varlığı hep göz önünde tutulmalı. Eğitim sisteminin sonuç odaklılığına karşın anne ve babaların genellikle süreç odaklı oluyor. Bu nedenle onlara çocuklarını tüm süreç boyunca takip etmeleri, motive etmeleri ve sonucu buna göre okumalarını öneriyorum. Yani yıl içerisinde “Şimdi çalışma sen, karne günü görüşeceğiz” demek çok büyük bir hatadır. Çünkü çocuklar uzun vadeli sonuçları planlayamaz. Bu nedenle yetişkinlerin anlık davranışlarına ilişkin uzun vadeli sonuçlar hakkında bilgi verici ve rehber konumunda olmaları çocukların başarısını arttırır” ifadelerini kullandı.

“ÖĞRENCİNİN DENEYİMİ İÇİN AİLENİN REHBERLİĞİ GEREKİYOR”

Karne notlarıyla hedeflediği başarıyı tutturamayan öğrencilerin bu başarısızlık duygusundan deneyimle ayrılması, ne yapmamaları gerektiğini öğrenmesi için yine ailelerin rehberliği gerektiğini dile getiren Doğan, öğrenilmiş çaresizliğe de dikkat çekti.

Doğan, bu kavramı şöyle açıkladı, “Eğer çocuk gerçekten çaba göstermiş ve sınav kaygısı, stres, hastalık gibi sebeplerden süreci iyi yönetemediği için çabasını karne notlarına yansıtamamışsa öğrencinin “öğrenilmiş çaresizlik” hissetmesi olasıdır. Öğrenilmiş çaresizliği, bu durum özelinde çocuğun ne yaparsam yapayım başarılı olamıyorum duygusuna kapılmaması olarak açıklayabiliriz. Bu çok tehlikeli bir çıkarımdır. Çocuğun çalışmaya karşı motivasyonunu ileriye dönük ortadan kaldırabilir. Bu yüzden böyle bir durumun yaşandığını düşünüyorsanız, çocuğunuza notlarıyla ilgili tabloya gerçekçi bir yerden bakmasını sağlayın. Onun olumlu ve güçlü yanlarına dikkat çekin, çabasıyla gurur duyun. Sınav kaygısı gibi psikolojik bir sebebe bağlı başarı düşüklüğü için de profesyonel destek almaya yönlendirin.”

“KIYASLAMA YAPMAK DEĞERSİZ HİSSETTİRİR”

Ailelere çocuklarını asla başka çocuklarla kıyaslamasını öğütleyen Uzman Doğan, “Karnelerin alınmasıyla birlikte notları iyi çocuklar da notları kötü çocuklar da olacaktır. Çocuğunuzu bireysel değerlendirin. Arkadaşlarıyla, kardeşleriyle, kısacası diğerleriyle karşılaştırmayın. Karşılaştırma, çocuğunuza kendini değersiz ve yetersiz hissettirir. Bu değersizlik hissi uzun vadede motivasyonunu olumsuz etkileyecektir. Çocuğunuz kendini başkalarıyla kıyaslarsa kendini değerlendirmeye yönlendirin, kendine odaklanmasını sağlayın. Başarı kişisel bir yerde kalırsa sağlıklı ve geliştirici olur. Ayrıca karnesi nasıl olursa olsun çocuğunuza iyi ve verimli bir tatil imkanı sunmaya çalışın. Teknolojiden uzak, yaratıcılığını geliştiren etkinliklerle dolu bir program yapmaya gayret edin. Her yaştaki öğrenciye verilebilecek en yararlı öneri ise kendi ilgisine uygun kitap okumaktır. Değerlendirilmeden, sadece keyif için kitap okumayı başaran öğrenci hayatı boyunca onu geliştirecek bir alışkanlığın tohumlarını atmış olur” ifadelerini kullanıyor.

ÖĞRENCİDEN MEKTUP: DERSLERİM DEĞİŞİR AMA HİSSETTİKLERİM AKLIMDA

Bu arada bir öğrencinin yaşamış olduğu kaygılarını paylaştığı bir mektup da dikkat çekti. Ders alınması gereken mesajlarda bir öğrencinin ifadeleri şu şekilde satırlara yansıdı:

“Yıl sonu ortalaması benim değerim, yıl sonu ortalaması eşittir benim ne kadar sevgi göreceğin yine yıl sonu ortalaması benim zekâ seviyem.

Yıl sonu ortalamam değişebilir. Bu ortalama puanın kaç olduğunu yıllar sonra hatırlamayacağım. Ancak bana nasıl davranacağınız ve hissettiklerim hep aklımda kalacak.

Ben sadece öğrenci değilim. Ben sizin çocuğunuzum. Her çocuk gibi sömestre tatilinde güzel vakit geçirmeyi hak ediyorum. Yeteri kadar çalışmayıp düşük not almış olabilirim. Bunlar değişebilir. Lütfen beni zeki, aptal, başarılı- başarısız, tembel, yeterli- yetersiz diye etiketlemeyin.

Bana yapıştırdığınız etikete sıkışıp kalmak istemiyorum. Her halimle sevgiyi, sevilmeyi her çocuk gibi hak ediyorum.” (Efe Can Bozkurt)