izmir escortizmir escortantalya escortizmir escortpornojigolopornomp3dinlemuzikdinle.comizmir escort kizlarkarsiyaka escortescort bayanbursa escortistanbul escortistanbul escortistanbul escortgaziantep escortdenizi escort
escort istanbulescort eskisehirpendik escort
istanbul escort

Oktay Aydın Milas’ta ‘Zor veliyle başa çıkma yollarını’ anlattı

Milas İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Yaşam Paylaşım Anaokulları organizasyonuyla, Milas’ta görev yapan okul müdürleri ve öğretmenlere yönelik Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Oktay Aydın tarafından “Zor Velilerle İlişkileri Yönetme” konulu seminer düzenlendi.

Bu haber 02 Kasım 2018 - 18:54 'de eklendi ve 94 kez görüntülendi.

Milas Belediye Toplantı Salonu’nda geçtiğimiz düzenlenen
konferansa; Milas İlçe Milli Eğitim Müdürü İsa Bal, Milas İlçe Milli Eğitim
Şube Müdürleri Akın Coşkun, okul müdürleri ve öğretmenler katıldı.
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Oktay Aydın tarafından, konferansa gelen
okul idarecileri ve öğretmenlere “Zor Velilerle İlişkileri Yönetme” konulu
konferans verildi.
Konferansta Dr. Aydın; zor velilerin verdiği tepkilerle, başa çıkma tüyolarını
seminere gelen öğretmen ve okul müdürleriyle paylaştı.
Kendi yaşadığı olaylardan yola çıkarak, seminerde örnekler veren Dr. Aydın:
“Uzmanlara göre öğrenci başarısını arttırmada aile-okul işbirliği çok önemli.
Ancak, fazla hassasiyet gösteren ‘zor veli’lerle bu ilişkiyi sağlıklı bir
şekilde yürütmek hem eğitimci, hem de yöneticiler için zor.
Okul-aile işbirliklerinde uyumun yanı sıra sorunlar da yaşanabiliyor. Bazen
okul yöneticileri, bazen de anne babalar bu ilişkiden şikayet eder. Çoğunlukla
sorun bazı velilerin, çocuklarıyla ilgili hassasiyetleri ‘aşırı’ boyuta
ulaşmasıdır.” dedi.
Dr. Aydın, zor velilerle başa çıkma yöntemlerini şöyle sıraladı: “Zor velilerle
başa çıkma yolları şunlar; Velilerle ilişkilerin başlangıcını genellikle veli
toplantıları oluşturur. Eğitimciler, bu toplantılara iyi hazırlanmalı ve veliye
doyurucu bilgi aktarmalı, yapılacak çalışmalarla ilgili somut örnekler
vermeliler. Ayrıca, okul-veli ilişkilerinin nasıl olması gerektiği ile ilgili
çerçeve de bu toplantıda çizilerek beklentilerin açıkça dile getirilmesi
gerekiyor. Veli ile iletişim süreci başladığı andan itibaren açık, dürüst ve
samimi bir iletişim dili kullanılması şart. Unutulmamalı ki, velinin ortaya
koyduğu davranışlar keyfi değil. Bir şekilde kendisini olumsuz etkileyen bir
durumla karşı karşıyadır ve yardıma ihtiyacı vardır. Yönetici ve eğitimciye
düşen de, bu ihtiyacı doğru anlamak.
Velilerle ilişkilerde, mesafeli bir samimiyet olmalı. Bir başka ifadeyle, önce
samimiyet sonra mesafe değil, önce mesafe sonra samimiyet ilkesiyle hareket
edilmeli. Veli ile yapılacak görüşmelerde beden dilinin ne pasif ve ürkek, ne
de abartılı ve tehdit edici mesajlar göndermemesi gerekiyor. Kendine güvenen
ama baskın olmaya çalışmayan, pozitif jest-mimiklere sahip bir beden dili en
ideali.” 

“SÖZ HAKKI VERİLMELİ AMA HER SÖYLEDİĞİ ONAYLANMAMALI”
Açıklamasına devam eden Dr. Aydın, velilerin her dediğinin onaylanmaması
gerektiğine vurgu yaparak: “Velilerle yapılacak paylaşımlarda, sorun odaklı bir
yaklaşım tercih edilmemeli. Çocukla ilgili sadece sorun çıktığında değil,
olumlu şeyler gözlemlendiğinde de paylaşımlar yapılması lazım.
Velinin içinde bulunduğu durumu ifade etmesine izin verilmeli ve söz keserek ya
da karşı görüşler söyleyerek, engel olunmamalı. Velinin söylediklerine bağlı
olarak, sorunun gerçekçilik düzeyinin belirlenmesi gerekiyor. Eğer veli,
gerçekten haklı bir sorun dile getiriyorsa, bu konuda onun duygularını
paylaşmak ve hak vermek en doğrusu olur. Daha sonraki aşamalarda da sorunun
çözümü için okul olarak sorumluluk alınmalı ve çözüme yönelik gereken de
yapılmalı. Ancak, velinin sorun olarak algıladığı durumda abartılı ya da
gerçekçi olmayan yanlar varsa, iletişim sürecinde bu ayrım ortaya konulmalı.
Velinin soruna ilişkin aktarımları dinlenirken, özellikle “ne hissettiği” doğru
anlaşılmalı. Kızgınlık, kaygı, korku, üzüntü gibi duygulardan hangisinin ana
duygu olduğu saptanırsa, gerçek sorunun ne olduğu ve bu soruna nasıl
yaklaşılması gerektiğini saptamak da daha kolay olur. Velinin duygusu
saptandıktan sonra, “… sizi kaygılandırdığının farkındayım”, “… olması sizi
rahatsız etti” gibi yansıtmalar yapılması, velinin anlaşıldığını hissetmesini
oldukça kolaylaştırır.
Velinin kendini ifade etmesine izin vermekle birlikte, her söylediğini
onaylamamak gerekiyor. Elbette, veli anlaşıldığını ve kimi görüşlerinin
onaylandığını görmek ve bilmek ister. Ancak, buradaki kritik nokta, velinin her
söylediğini onaylamanın yaratacağı risktir. Elbette ki, velinin söylediklerinde
akla uygun ve gerçekçi noktalar gerçekten de onaylanmalı. Ancak, velinin
tepkilerini kontrol altına almak düşüncesiyle her söylediği onaylanırsa,
inandırıcılık kalmaz ve ilişkinin çizgisi korunamaz. Bu nedenle, eğer
söylenenlerde gerçekçi olmayan noktalarla ilgili farklı bir bilgi ve düşünce
varsa bunun da veliyle açıkça paylaşılması gerekir. İletişim sürecinde, zaman zaman
esprinin gücünden yararlanmak gerekiyor. Yeri ve zamanlaması iyi ayarlanmış
espriler, iletişimin atmosferini olumlu yönde değiştirir. Görüşmenin son
bölümlerinde, karşılıklı neler yapılacağı ile ilgili sorumluluk paylaşımı
yapılmalı. Böylece, sürecin bundan sonraki bölümlerinin nasıl yönetileceği ile
ilgili ortak bir anlayış geliştirilmiş olur.” dedi.
Zor velinin sıklıkla söylediği sözleri paylaşan Dr. Aydın, “Çocuğum yemeğini
yedi mi? Kaç kaşık yedi? Benim çocuğuma hak ettiği not verilmedi. Daha çok küçük
ve siz hiç ona ihtiyacı olan ilgi ve sevgiyi göstermiyorsunuz. Benim çocuğum
solak ve siz solak çocukların eğitimi için hiçbir şey yapmıyorsunuz. Bir çocuğa
hiç bu kadar ödev verilir mi? (Kimi veli de yeterince ödev verilmemesinden
şikâyet eder.) Benim çocuğum üstün yetenekli ve bu okulda üstün yetenekli
çocuklara hiç değer verilmiyor. Hocam, siz benim çocuğuma sesinizi
yükseltemezsiniz.” ifadelerini kullandı.

ZOR VELİ DAVRANIŞLARININ ÖZELLİKLERİ
Dr. Aydın, son olarak zor velilerin davranışlarının özelliklerini şu şekilde
belirtti: “Okul-aile ilişkilerinde çözüm değil, sorun odaklıdırlar. Okula
gösterdikleri tepkiler, kendilerine göre bir mantığa dayansa da aslında daha
çok duygusaldır. Çoğu zaman kendi sorunlarına öylesine odaklanırlar ki, okulda
başka insanların da olduğunu göz ardı ederler. Çocukları ile ilgili konularda
aşırıya kaçan hassasiyet gösterirler ve doğal kabul edilebilecek her detayı
risk olarak görürler. Yaşadıklarını söyledikleri sorunun kaynağı olarak
kendilerini değil, okulu görürler ve çoğu zaman çözümünde sorumluluk almak
istemezler. Okulun kendilerine sunduğu çözümleri kabul etmeyip, tek ve en doğru
çözümün kendi söyledikleri olduğunu düşünürler.”
Dr. Aydın, seminerle zorlu velilerle baş etme yöntemleriyle ilgili öğretmen ve
okul müdürlerini bilgilendirdikten sonra konferansın sonunda merak edilenlere
yanıt verdi.
Yaklaşık 2 saat boyunca süren konferans, görüş alışverişlerinin ardından sona
erdi. (GünaydınMilas)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.