DOLAR 7,8407
EURO 9,2967
ALTIN 483,294
BIST 1219,5
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 22°C
Gök Gürültülü

NEDEN  BU  HÜZÜN

19.09.2020
159
A+
A-

Gelir bir hançer gibi saplanır yüreğime,

Ne acısı unutulur ne de vardır çaresi,

Kahreder  yakıp yıkar da gider,

Geceler boyu çöker bir hüzün.

Ne zaman bu günlere  gelsek  hep Yahya Kemal Beyatlı’nın  Eylül Sonu  şiiri aklıma düşer :” Günler kısaldı ,Kanlıca’nın ihtiyarları/  Bir, bir hatırlamakta geçen sonbaharları.” diye başlar . Kendime hep sormuşumdur neden ihtiyarlar ? neden gençler hiç geçmişi hatırlamazlar?  Her halde ihtiyarlar için  giden yıllar çok şeyleri alıp ,alıp götürmüş  artık  beklenen güzel şeyler  kalmamış bu yüzden hep  geçen  o tatlı günleri  hatırlarlar ve yeniden yaşamak özlemi içindedirler ,hep güzel  yaşanmış ve  güzel şeyler  geride kalmış olmalı  diye düşünürler. Gençlerse   yarın ne olacak ? yarın daha  neler yapabiliriz derken geçmişte  yaptıklarını ,  akıllarına bile getirmeden,   yaşamlarını sürdürürler  , geçmişi  düşünmezler   her halde  . Hani atalarımız delikanlı  diye  boşuna mı  söylemişler .kanlarının en akışkan olduğu yerde  yaşıyorlar, yerde mi yaşıyorlar?  gökte mi yaşıyorlar ? farkında olmadıklarını  anlayamadıkları zaman işte !.. Hani diyordu ya   yazar  Falih Rıfkı Atay:” Yıllar yarlardan ,yarlar yıllardan vefasız.” Diye .Hangimiz  yıllara meydan okuyabildik ?  Yıllar canımıza okudu da  farkına bile varamadık . Ancak  Yahya Kemal’in  dediğine gelince aklımız başımıza geldi.  keşke demesini hiç sevmem biliyorsunuz  ama hayat insana o kadar çok kere keşke dedirtiyor ki. Ağaçlar  bile  meyvelerini vermiş olgunlaştırmış ,olgunlaşınca  da  insanlar duygulanırmış işte bunu   şairler mısralara  döküvermişler :”Ayva sarı, nar kırmızı sonbahar “ demişler.

Ne güzel günlerdi geçip giden  günler;  tüm sessizliğine rağmen  gene de  çok şeyler söyletti. Her geçen ay  bir başka özlemi dile getirdi, her geçen ay gene de hayatımızdan  bir şeyleri alıp götürdü. Kazandık  ,kazanıyoruz derken  en güzel şeyi  ömrümüzün bir parçasını daha  kaybediyoruz.  En iyisi  Cahit Sıtkı’ya  kulak verelim  ve : “ Haydi Abbas  ,vakit tamam ,akşam diyordun işte oldu akşam, kur artık çilingir soframızı.” diyelim.. Gerçi  artık  o çilingir sofra da  öyle kolay, ucuz a kurulmuyor ya  !..İnsanın inadına   içeceği geliyor,  acaba   o arzu  ettiğimiz  çilingir sofrayı kurmaya kalksak,  ne mümkün imkansız. Zaten  iki yakamızı sonra bir araya nasıl getiririz ?  diye  düşünmeden edemiyoruz.  Zaten kııredi  kartlarını  öderken, tam borcu bir anda  siliverelim dediğimiz ay  bir sonrakine  daha büyük bir açığa   neden oluyoruz. Sık dişini diye, diye  günler  aylara,  aylar yıllara, yuvarlanıp gidiyor. İstediklerimizi yapamadıkça, bir hüzün gelip çöküyor  ta  can evimize bir  hançer gibi saplanıyor.  Kime şikayet edebiliriz ki !..   Yaşamak  kolay değil aslında  ,yaşarken öldük demenin de bir anlam ifade ettiğini sanmıyorum.

Hayat acımasız diye , kendimizi avutmaya devam ediyoruz.

Eylül  ayı nedense  insanı  bir garip hissettiriyor  sanki içimize  bir  şeyler  girmiş de  biz onun ne olduğunu anlayamadan  bizi esir  etmiş  isteksiz  hiçbir şeyden zevk  alamaz hale dönüştürmüş , kopup gitmişiz  her şeyden. Böyle mi olmalıydı? Hayattan  her  zorluğuna rağmen,  her türlü verdiği  ıstıraplara rağmen , gene de  vazgeçilmiyor.

Hiç  kimsenin de    yetiversin  bırakın beni  dediği  de yok.  Belki;  yarınlar var  ya  işte  bütün beklentiler  bütün bekleyişler   ,yarınlar içinde .  Boşuna mı diyor şair.:” Umut fakirin ekmeği,  ye Mehmet, ye” diye  Hani masallarda anlatılıyo,   şu dağı  bir aşabilirsek diye  işte önümüzde  sadece bir dağ var  onu bir aşabilsek ,bütün dertler bitiverecek.Böyle de  demesek  kandırmasak kendimizi , avutup kandırmasak  nasıl yaşayacaktık? Umut olmasaydı  belki de hayatımız da yarın diye bir şey de , asla o0lmayacaktı. iyi ki umutlarımız var,  Ve bel ki diye , diye  kendimizi  sakinleştirip  yaşamaya devam diyoruz. Geçen her   son baharlar  kaybettiğimiz  nice  güzelliklerle doluydu .   Bel ki de nice  paylaşamadığımız  acılarla doluydu ,Gene de  hatırladığımız  da,   ağzımızda  buruk bir tadını  hisseder gibiyiz. Ya içimize   saplanan bir    hançer gibi  durmadan  oyan,   kanattıkça  dahSa da  büyüyen acı  !..  Böyle mi olacaktı ? ,böylemi bitecekti  güzel günlerin  sonu  dedirten  eylül  ayı?  Bütün kabahat  yaşlıların .

Eğer böyle olmasaydı  COVİD -19  yüzünden bu kadar çok ölüm olur muydu? 65  yaş üstündekiler  Ne işiniz var dışarı da  evden çıkmazken bile  ölüp duruyorsunuz?  Suçu hep siz işliyorsunuz evde otururken  sokaktakilere   virüsü   bulaştırmayı nasıl beceriyorsunuz ? hepiniz ölse de şu bela ülkemizin başından gidiverecek!.. şte bu yüzden  Yoksa yasak sadece sizlere uygulanıyor . Şu yasaklar  akla da mantığa da  Anayasaya da  uymuyor , anlaşılır gibi bir şey de değil ! Siz gene  Yahya Kemale kulak verin  bir, bir geçen  güzel sonbaharları  hatırlayın….S

 

 

YORUMLAR

*

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

sanalbasin.com üyesidir