MARİFET… 2 « Batı Akdeniz Medya



Fethiyelilere müzik ziyafeti

Kültür Sanat Magazin
am resimleri - xnxx - amcık resimleri - olgun porno - am resimleri - brazzers - sex hikayeleri - brazzers

MARİFET… 2

Her insan, yaratılışının müsaade ettiği ölçüde nefsini kötülükten alıkoyarak, onu yani nefsini kontrol altına alabilir.

Bu haber 18 Ocak 2020 - 15:49 'de eklendi ve 867 kez görüntülendi.

Manevi kuvvetini güçlendirerek, yüksek manevi makamlara erebilir.

Tasavvuf yolunda nefsin öldürülmesi değil, terbiye edilmesi esastır. Tasavvuf, insanı ilim sahibi yapar.

Rabbimiz Kuran’da Taha Suresinin 114. Ayetinde “ Rabbim, ilmimi arttır.” diye dua etmemiz gerektiğini buyurmaktadır.

Bu şekilde, her gün, dua eden mümin kulun mutlaka ilmi artar. Mümin kulun sahip olacağı ilim, Allah’ını tanıma ve bilme ilimidir ve sahip olacağı bu ilim onun, daha iyi bir kul olmasını sağlar.

Yunus Emre bir şiirinde şöyle diyor;

 “İlim, ilim bilmektir,

İlim, kendini bilmektir”

Burada bahsedilen ilim; Allah’ımızı bilme ilmidir. Yani, O’nun emir ve yasaklarını bilmedir.

Bu ilme ulaşmak ise ancak zikir ile olur. Her Müslüman’ın bildiği, bilmesinin gerekli olduğu Şeriat ilmi ile olmaz. Herkesin bildiği, ilmin dış yüzü yani görünen yüzüdür.

Zikir ise, iç yüzünü yani gizli yüzünü bildirir.  Marifetin başı da, sonu da zikirdir. Marifet ehli, zikir ehlidir.

Yüce Mevla’mızın; yarattıkları üzerindeki hâkimiyeti, bir oluşu, gücünün her şeye yettiği, her türlü ismin üstünde olduğu, eşi ve benzerinin olmadığı gibi daha neler neler öğrenir ve öğrenirken yaşar, zikir ehli. Kısacası; Şeriat’ın dış ilmi ile bilir, zikir ile bahşedilen iç ilmiyle de yaşarsın.

Bu hal, ömrünün yaşadığı kısmında hiç deniz görmemiş olan birine, denizi anlatmaya ve yüzmesini istemeye benzer. Aynı şekilde; “Gel zikir denizine gir ve yüz.” İşte, ancak o zaman denizi bilir, anlar ve yüzmeden zevk alır kişi.

Kul, nefsini öğrendikten sonra onunla mücadeleye, zikir ile devam ettikçe, nefs yumuşamaya başlar ve teslim olur. Savaşı bırakır ama her an nefs sahibinin zayıf anını kollar. İlk fırsatta günaha yönlendirmeye çalışacaktır. Her an Rabbimizin huzurunda olduğumuzu unutmamak gerekir. Zamanla nefsi teslim olan hapis olan, zikir ehlinin, yıllardır hapis olan ruhu ise azat olur.

İşte o zaman, zikir ehlinde ne harikalar meydana gelir, inanamazsın. Ama hiç birinde kulun isteme, talep etme ve yaptırım gücü yoktur. Verilenler ilahi hediyeler, ilahi armağanlardır. İşte bu güzelliklerin en başında Cennet kokuları verilir. Gerçek rüyalarla o Âlem tarafından ne kadar çok sevildiğini anlarsın. Daha sonraları ise kalbin konuşmaya başlar. Hiç bilmediğin Arapça Kur’an ayetlerini, okuyanla birlikte ( kalben ) söylemeye başlarsın. Buna şaşırır hayret edersin. Şaşırma ve hayret etme! Zaten Hayret Makamına erişmişsin, başlamışsındır.

Sen zikirde olduğun sürece daha neler yaşayacak, görecek ve bileceksin. Rabbimizin izniyle. YAŞA VE GÖR..!!