DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
ALTIN 449,331
BIST 1328,73
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 17°C
Az Bulutlu

KAÇ PARA BU?

23.07.2020
563
A+
A-

Hayatımızdan ne çok şey eksiliyor git gide.

Daha az kelimelerle kurduğumuz birbirine benzeyen cümlelerle konuşuyoruz ve çoğunlukla da anlaşamıyoruz.

Günü kurtarma sığlıkları ile yaşıyoruz, öyle de yönetiliyoruz.

Bir süredir şehrin tam ortasında sokak üstü kapatma adına demir konstrüksiyon yığınları dizilerek bir küçük sanayi sitesi görünümü oluşturuluyor ve insan hissiyatını anlatacak cümle bulamıyor .

İmalat görüntülerini paylaştığım düşüncelerimin altına Sayın Derya Öksüm;

Estetikten bihaber; Kaç para bu? Sorusundan öteye geçemeyen zihniyet .

Yorumu yapmış.

Tam olarak bulamadığım cümle buydu; Derya Öksüm’e teşekkür ediyorum.

Bu zihniyetin hayatımızda ki karşılığı; Menfaat hesapları üzerine kurulmuş palavra dostluklar, adam satma, adam satın alma hinlikleri diye uzayıp giden bir liste.

Şehirleri yönetirken, yönetecek kadroları oluştururken de “ Kaç para bu? “ zihniyeti ile yola çıkınca sonrasında derin yaralar açılıyor, bu yaralar zamanla kaşınarak, kanatılarak azdırılıyor  ve  şehirleri yok eden salgın hastalıklara dönüşüyor.

Ne yazık ki; Son Otuz yılın yok edici salgınından Fethiye’de nasibine düşeni aldı hem de fazlasıyla aldı.

Fethiye’nin bu salgın sonucunda oluşmuş yüzüne tanık olanlar, derin bir bilgi eksikliği ile;

Fethiye’nin korunacak bir sivil mimari özelliği yok zaten. Diyebiliyorlar.

Bu algı, şehre karşı her türlü hoyratlığı meşrulaştırma cesareti yaratıyor. Şehri yönetecek kadrolar oluşturulurken tek öncelik “ Kazan- Kazan “ işinin erbabı olsun yeter sığlığı.

Yani; Kaç para bu? Zihniyeti.

Şehrin bütün hoyratlığa rağmen direnen son “ Kent izleri de “ böyle yok ediliyor.

Geçen hafta; Üç yıl önce paylaştığım 1962 Yılına ait, Sevgili Tunç Tokay’ın arşivinden alınmış 2. Karagözler panoraması ile Deprem Evleri diye bilinen 1957 Depreminin yıkımından sonra Merkezi Hükümetin yaptırdığı evlerin yapımını üstlenen müteahhit Harun ve Ali Rıza İncekara Kardeşlerin fotoğraflarını bir takipçi tekrar paylaşmış.

Paylaşımın altına yapılan; Daha fazla bilgi verir misin Işık Hanım…

Yorumları, bu şehrin tümden unutulan yakın geçmişine ilgi duyanların olduğunu hatıtlattı ve umutlandım.

Bilinenin aksine; Fethiye’nin estetik zarafeti olan bir mimari kimliği vardır.

Son on beş aydır yerel yöneticilerin muhtelif ziyaretlerinde hediye olarak götürdükleri “ Eski Fethiye fotoğraflarına “ muhtemelen kendileri de bakmışlardır ve buradan esinlenerek bir kent vizyonu ve tarihi kimliği olan bir şehrin korunmasına ilişkin bir yol haritası ve projeler dizini uygulamaya koymuşlardır diye düşünüyorum.  Daha da önemlisi, o fotoğraflarda ki hiç değilse bir sokağı göstererek;

Bu sokağı aslına uygun olarak iyileştiriyor ve buradaki kente dair hikayesi olan mekanları restore ediyor, özel mülkiyet olanlara kredi temin ederek iyileştiriyor ve hikayeleri ile birlikte yaşatmak için halen çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Diyebilmeliler.

Diyemiyorlarsa, o fotoğrafların şehrin mimari kimliğinin nasıl yok edildiğini gösteriyor olmasından başka bir anlamı olmayacaktır.

Doğrudur; 1957 Depremi Fethiye’nin en güzel sivil mimari örnekleri olan yüzük taşı gibi yapıların büyük bir kısmını yıktı.

Sonrasında; Evsiz kalan Fethiyelileri acilen ev sahibi yapma önceliği ile yapılan ihalelerde bu kimliğin korunması düşünülmedi.

Ama; Fotoğraflarda görüldüğü gibi tek katlı ya da iki katlı toplu konut uygulamaları belli bir estetik kaygı gözetilerek yapılmıştır.

Deprem evleri projelerinin Amerika da bazı yerleşim yerlerinde önceden uygulanmış tip projelerden esinlenildiği ve inşaatlar sırasında da Marshall Yardımları kapsamında deniz yolu ile lavabo, armatür, fayans gibi ayni yardımların geldiği de söylenir.

Seksenli yılların ortalarında; Fethiye’nin büyümesinden doğan rant paylaşımı kavgalarından Deprem Evleri de payına düşeni fazlasıyla aldı, tek katlı evler dört daireli yapı kütlelerine dönüştü.

Sevgili Sadi Tezer’in ifadesi ile; Güzel kadının boynundan inci kolyesi sökülüp alındı.

Şimdilerde, o kadının ağzı, burnu kötü bir estetik operasyonla tanınmaz hale gelmiş durumda.

1990-1994 Yılları arasında yapılan imar uygulaması ile ürertilen imar arsaları tükendi, kamuya bırakılan yollar, meydanlar, parklar artık yetersiz.

1994 Yılından bu yana Fethiye’nin ne yöne ve nasıl büyüyeceğinin planlanmamış olması mevcut imar parselleri üzerindeki imar baskısını arttırdı ve giderek bu piyasa Fethiye de en çok ve en kolay para kazandıran iş haline geldi.

Yerel siyasetin finansmanın da bu pazardan çıkarılıyor olması;

Kaç para bu?

Zihniyetinin, iktidar sahipleri değişse de iktidar da kalmasını sağlıyor.

Hayatımızdan eksilen her estetik kaygının yerini bu nedenle acımasız güç ve para kavgaları alıyor

Deprem Evlerinin güzelim silüeti bu kavgalar içinde bozuldu.

1962 Yılında,  İncekara Kardeşlerin Mimarı Agop Bey’in öngörüsü ile yapılan Fethiyelilerin “ Uçak mı indirilecek? “ diye alay ettiği şehir içi yollardan hala Fethiyeliler bir yerden bir yere ulaşmaya çalışıyor.

Paspatur Çarşısında son kent izleri “ Kaç para bu “ anlayışı ile yok edildi, edilmekte.

Şehrin ortasına küçük sanayi sitesi yapar gibi demir konstrüksiyon direkler bu anlayışla sıralanıyor.

Liman çamuru ALG patlaması ile bu yıl görünür olmadığı için sorunun kendiliğinden çözüldüğünü zannediyoruz, avunuyoruz.

Bu şehir; Kaç para bu? Diye diye yok ediliyor ve biz seyrediyoruz.

YORUMLAR

*

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

sanalbasin.com üyesidir