DOLAR 8,0886
EURO 9,689
ALTIN 462,13
BIST 1408,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 24°C
Gök Gürültülü

HAYAT BÖYLE Mİ OLMALI?        

07.04.2021
930
A+
A-

Her şey ne kadar güzel olacaktı

Hayallerimizi yıkmasalardı

Gerçekler elbet de  acıydı acıtacaktı

Yalanlar hayatımıza girmeseydi.

Biliyorum bazı  gerçekleri  hayallerle  ne örtebiliyoruz, ne de değiştirebiliyoruz. Acıtıyor içimizi,  ama bir türlü ne unutuyor, ne de yok edebiliyoruz.  Neden bahsetmeye ,  neyi anlatmaya çalıştığımı  çoktan anladınız. artık üzerine durmaya bile gerek kalmadı  o kadar çok şeyler yazıldı ki!.  Artık umut etmekten ve yarınları beklemekten başka bir beklentimiz de kalmadı. .İnsan  hayal ettiği müddetçe yaşar diyordum , yarınlardan elbet de bir şeyler bekliyorduk. Yeter ki yarınlarımız bizlerin olsun. Nereye,   neye el arsak,   elimiz ayağımıza  dolaşıyor. Hani aklımıza  biz bu b.ku neden yedik diyen ağayla  kahyasının hikayesi  geliyor. Bunu bir ara  Rahmi Turan beyin Sözcü gazetesindeki  köşesinde okumuştum. Aklımda kaldığı  kadarıyla  hikaye şöyleydi:” Köyün ağası kahyasıyla   at arabasıyla  şehre alış verişe  gidiyorlarken ağa,  kahyasına yolda  gördüğü bir sığır terkisini (bokunu) gösterip laf olsun diye  kahya demiş şu terkiyi yersen bu arabayı sana vereceğim. Kahya, arabaya sahip olmanın aşkıyla tamam demiş arabayı durdurmuşlar ve  kahya  terkiyi yemiş, Ağanın canı çok sıkılmış  dediğine pişman olmuş ama söz ağızdan çıkar  ve istemeye,  istemeye  araba artık senin oldu demiş, arabayı  kahyasına  vermiş. Şehirdeki işleri bitip , akşama doğru  şehirden köye dönerlerken , kahya  bakmış ki ağası çok üzgün  o da  yine  yolda gördükleri sığır terkisini  ağasına gösterip  ağa demiş şu sığır terkisini yersen araba yine senin olur. Ağa  içi istemese de, ağalığı arabadan vazgeçmesine elvermediğinden,  arabayı durdurtmuş inip sığır terkisini yemiş. Yeniden arabanın sahibi olunca sevinmiş haliyle. Kahya köye  varırlarken  Ağam demiş. Köyden çıktığımızda bu araba senindi ,şimdi köye döndüğümüzde araba gene senin. Peki biz bu sığır terkilerini(Bokunu) niye yedik?  Tabii kıssadan hisse deriz ya .Bazı şeyleri tekrar,  tekrar gördükçe yaşadıkça  işte aklımıza  böyle bir  hikaye gelip yerleşiyor. Onun için diyorum ya gerçekler acı ve acıtmaya   devam ediyor .Hep sabır diyoruz ve sabrın sonunda selamete çıkacağımızı ümit ediyoruz. Yalanlar yorumlanamaz ama  gerçekler yorumlanabilir, ne dersiniz?

Hayatın acımasız olduğunun elbet de bilincindeyiz., ama bu kadar da acımasız olunca çekilmez oluyor., Her gün bir yerlerden içimizi daraltan acıtan  haberlerle yıkılır olduk. Neresini,  neresinden tutup düzelteceğimizi şaşırdık. İşi tıkırında olup  servetine servet katanlar bir yanda, evine ekmek götüremez  hale gelmiş olanlar bir yanda. Tanrım bu ne adaletsizlik? Kullarını yaratırken hepsine can veren, hepsine akıl veren Sen değil misin? Adaletin bu mu dünya?  diyor şarkı ama acılar artık Tanrıya isyan ettiriyor ve Tanrıya adaletin bu mu diyor insan Sonunda.  Hep sana yönelip, yine hesabı Sana sormak istiyoruz. Elbet de günaha girdiğimizi biliyoruz ama,  neden diye sormadan da edemiyoruz. Deveyi havuduyla yutanlara  neden daha da, daha da vermeye devam ediyorsun?  Bazılarını bir dilim ekmeğe muhtaç, Garip yaratmanın sebebi ne Tanrım? Böyle  gelmiş, böyle  gidecek,  her halde!.  Asla hiçbir şey değişmeyecek.. Zaten politikacılar, sen ben kavgasında. Kimin sözü, kime batıyor belli mi? Ama değişen bir şey yok. Gariban garipliğiyle,  sürünmeye, zengin daha da  zengin olmaya devam ediyor.

Deniz kenarına oturmuş alabildiğince uzaklara bakıyorum.  Sahile kıvrıla gelen dalgalara,  siz hiç yorulmaz mısınız? Gelince sahile,  kumsalla  dertleşiyor musunuz diye sorasım geliyor?  Bazen daha coşkun bazen inadına sakin  sahile yorulmadan   koşuyorsunuz. Elime bir taş alıp  ta uzaklara fırlatıp hadi taşı da  getirsenize diyorum. Hayallerimi yüklüyorum  taşıma ama,  batırıp  kaybediyor, geri  getirmiyorsun , nedense hayallerimi de  söndürüyorsun,  gelip sahile. Hayallerimi alıp götürse ta uzaklara,  engin denizlere olmaz mı? ne kaybedersin? Hayat böyle mi olacaktı? Yeter, yeter diye  bağırasım geliyor   ama,  dağlalar köpük, köpük olmaya başlayınca, tüm hayallerim yok olup gidiyor. Hayatımız böyle mi olmalıydı? Hayallerimizin gerçekleştiği sağlıklı,  huzur dolu,  mutlu günler hepimizin  olsun…

YORUMLAR

*

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

sanalbasin.com üyesidir