escort istanbulescort eskisehirpendik escort
izmir escortizmir escortizmir escort

Hatıralar ve İzler…

Geçen hafta Orhan Kılıçoğlu’nun kaleme aldığı ve sosyal mecralarda da yayılan yazı ilgimi çekti. Okudum!

Bu haber 04 Aralık 2018 - 10:28 'de eklendi ve 413 kez görüntülendi.

Mehmet Akif Ersoy’un oğlunun bir kamyon kasasında soğuktan donarak ölümü ve bunun arkasında yaşananları yazmış, kaynaklar belirterek…

 

***

 

1966 yılında Tercüman gazetesi, madde bağımlısı Emin Ersoy’un harap bir gecekonduda bitap bir şekilde yaşadığını haber yapınca, MTTB (Milli Türk Talebe Birliği) Başkanı Rasım Cinisli’nin duyarlılıkla kendisini birliğe ait spor salonuna alması, kılık kıyafet temini gibi ilgilenmesini anlattığı yazının ilginçliği buradan sonra…

 

Aynı yılın Kasım ayında MTTB seçime girer, seçimi “İsmail Kahraman” kazanır. Rasım Cinisli başkanlığı kendisine devreder ve askere gider.

 

Geçen dönem TBMM Başkanıydı İsmail Kahraman!

Atatürk posterleri için, ‘etrafımda yeterince var, gerek görmüyorum’ diyen devlet büyüğümüz…

 

Tarihçi olmayıp tarihçi geçinen, ‘keşke Yunan galip gelseydi’, ‘Atatürk’ün tüm heykellerini sokaklarda süründüğünü görmeden ölmeyeceğim’ diyen ve ‘cenazeme hiçbir Kemalist gelmesin’ diye şimdiden vasiyet eden şahsı ziyaret eden devletin en büyüklerinden!

 

Atatürk’ün heykellerini sokakta sürüklenirken göremeden ölecek muhtemelen Kadir Mısırlıoğlu, ölüm döşeğinde olduğu söyleniyor… Bu hayaline destek olmak isteyen, heykellere saldırıp Ata’nın aziz hatırasına saldırıp, toplumu yaralayıcı izler bırakan bazı bireysel girişimler var elbet, dün Bayburt’ta yıktılar mesela koskoca Atatürk ve üzerinde olduğu atın heykelini! Ama ne kendisinin ne de kendisi gibi hissedenlerin bu dileği asla gerçekleşemeyecek

 

Ben şahsen ve inanıyorum tüm Kemalistler…

Kendisinin vasiyetine riayet edecektir…

Cenazesine gitmeyerek!

 

***

 

Dönelim İsmail Kahraman’a…

Başkanlığa gelince, Mehmet Akif Ersoy’un oğlunu sokağa atmış!

Önceki başkan Rasım Cinisli, İsmail Kahraman’ın Mehmet Akif’in hem kendisine hem de torununa karşı nahoş sözler sarf ettiğini bile yazmış kitabında…

 

Ve Emin Ersoy, bir kamyon kasasında soğuktan donmuş vaziyette ölü olarak bulunmuş.

Tabi olayın duyulmasıyla inkâr etmeler, nasıl olur filan yaygaraları dışında neler olup bittiğini bilemiyorum…

 

Ama bildiğim…

Kadir Mısırlıoğlu’na kimlerin ziyarete gittiği, hakkında neler söyledikleri, nasıl sahip çıktıkları, Ata’ya onca hakaretine rağmen hiç kimsenin yasaları kullanmadığı…

 

En son, geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı da ziyarete gitmişti bu zatı, yazmış ve eleştirmiştim!

Atatürk’ün ölüm yıldönümüne denk getirilen ve bu yüzden daha fazla tepki çeken bu ziyaret sonrası istifa etmesi beklenirken…

 

Ya da ertesi günü Reisin halka hitap ederken ‘bizim hassas çizgilerimiz var’ sözlerini söylediği kürsüde yanına çağırınca, başkanın fırça yiyeceği ve kovulacağı düşünülürken…

 

Diyanet İşleri Başkanının elini havaya kaldırarak bu konuda yanında olduğunu göstermesiyle Reisin ‘hassas çizgilerinin’ bizim düşündüklerimiz olmadığını bir kez daha derin ve yaralayan iz bırakırcasına yaşamış olduk.

 

***

 

Dönelim Mehmet Akif’e…

Burdur Milletvekiliydi… O dönemler kaldığı konak, ölümü sonrası ‘kültür evine’ dönüştürülmüş ve müze gibi kullanılmış. Akif’e ait eserler, resimler, eşyalar, kitaplar sergilenmiş.

 

Son seçimde AKP’den Milletvekili olan Burdur eski Valisi Şerif Yılmaz’ın talimatıyla burası kapattırılmış! Eşyaları sahipsiz, sonunda Üniversitenin mahzeninde çürümeye terk edilmiş. Akif’in mirası olan ‘Sebilürreşad Dergisinin’ şimdiki yöneticileri konuyu defalarca ilgililere taşımışlar ama nafile!

 

27 Aralık ölüm yıldönümünde, İstanbul’daki kabir ziyaretine henüz hiçbir İstanbul Valisi katılmamış.

 

Kültür Bakanınca torununa randevu verilmeyip, Akif’in hatırası için önerilen hiçbir teklif kabul görmemiş büyüklerce!

 

İstiklal Marşımızın yazarının aziz hatıralarına verilen önem, emanet sayılması gereken oğlunun uğradığı muamele ve acı son! Bunları duyunca bende maalesef üzücü ve deriz izler bıraktılar.

 

***

 

Dönelim İsmail Kahraman’a…

Tabi, Mehmet Akif hakkında aleni kötü sözler, aleyhte beyanlar yok! İçten giden hissiyatların yansımaları var sadece…

 

Tıpkı Gazi Mustafa Kemal’e olduğu gibi!

 

***

 

Bir fetö dalgasıdır uzayıp giden, hemen her gün bir şekilde karşımıza çıkarılıyor… 2-3 senedir gözaltılar, tutuklamalar, hapisler, uzaklaştırmalar veya görevden atılmalar!

 

Terörle ilişkisi her kimin varsa elbette gereği yapılmalı, hiç şüphesiz.

Lakin kimin ne olduğu hala net değil. Siyasi ayakları bariz belliyken sümen altı ediliyorsa ki ediliyor… Göz ardı yapılıyorsa ki yapılıyor, hakkaniyet şüphesi ortaya çıkar.

 

***

 

Örneğin…

Geçenlerde İstanbul’daki Central Hospital Hastanesine fetö kaynaklı el konulmuş.

Öyleler ise zaten sorun yok, koysunlar!

 

Sahibi ‘Sinan Yıldırım’!

Fetö soruşturması sebepli yurt dışına kaçmış. Umarım tez vakitte yakalanır, kanuni gerekler yapılır, yapsınlar!

 

“Ee, ne olmuş” mu?

Bu arkadaş İsmail Kahraman’ın damadı imiş… Yani yine döndük dolandık yine çıktı yollar İsmail Kahraman’a…

 

Elbette sorun yok ya da damadı bu konuda sakıncalı piyade ise adamın ne günahı olabilir, ne kadar konuya dâhil edilebilir, üzerine bu sebepli nasıl çamur atılabilir!

Atılmamalı!

 

Bu el konulan ve İsmail Kahraman’ın damadının sahibi olduğu hastaneye haliyle Kayyum atandı, burası da gayet normal…

 

“Ee, ne olmuş” mu yine?

Atanan Kayyumun adı ‘Yılmaz Şener’

Bu Kayyum da; İsmail Kahraman’ın diğer damadı imiş!

 

Umarım hala ‘Ee, ne olmuş’ demiyorsundur!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.