HALKA “YAŞAMAK” MAZBATASINI KİM VERECEK?

Hadi gözümüz aydın. Hop oturduk, hop kalktık en sonunda mazbatayı aldık. Aldık almasına da ne oldu şimdi?

Günlerdir resmen yemeden içmeden kesildik. Bir taraf bekâ sorunu dedi, bir taraf çok farklı bir ruhla ülke düşman işgalinden kurtulacakmışçasına sevindi, öyle oldu böyle oldu derken 16 gün sonunda yerel seçim meselesi bir süreliğine kapandı. Düşünüyorum da bir belediye seçiminin böyle dallanıp budaklanması, kimilerine korku salarken kiminin gözünden sevinç gözyaşları akması ülkece ne kadar dolduğumuzun ve ne kadar patlama noktasına geldiğimizin bir göstergesi. Nereden tutsak elimizde kalacak bir adalet anlayışı, zengin yoksul arasındaki uçurumun gün geçtikçe açılması, üç maymunu oynayan medya patronları, tacizler, tecavüzler, tanzimler derken o kadar muhtaçmışız ki ağzımıza bir kaşık bal çalınmasına.. İster sağ deyin, ister sol. İster muhafazakar deyin, ister ilerici… İmamoğlu’nun gelişi ile heyecana kapılan onca insanın tek bir hayali var: “Daha insanca bir yaşam.” Yıllardır emeği sömürülen, torpille ayağı kaydırılanlar, sınavlardaki yolsuzluklar, sanata darbeler, liyakatin unutuluşu ve daha neler neler… Güler yüzün ve naifliğin unutulduğu, dinin her türlü yolsuzluk ve rezillik için kalkan olarak kullanıldığı bir ortamda bir adamın çıkıp kısa zamanda arkasında ciddi bir sempati oluşturması işte bu yüzden. Bizlere umut etmeyi bile unutturmuşlar. Öyle bastırılmış, öyle alıştırılmışız ki bu bozuk düzene. İşte bu yüzden İmamoğlu bir anda yalnızca İstanbul’un değil, ülkenin Don Kişot’u oldu çıktı…

Tamam güzel, siyasetimize bir renk geldi. Belki de yeni bir liderin doğuşunu izliyoruz; ama bizim yaralarımız bambaşka. Sefalet almış başını gidiyor. Geçen gün İsveç’ten gelen Arap kökenli bir misafirimizle Ölüdeniz’e nazır bir restoranda oturup sohbet ederken O’na Türkiye’nin Avrupa’dan nasıl gözüktüğünü sordum. Gözleri parlayarak “awesome” dedi kendi dilinde, yani “harika”! Şaka yaptığını düşündüm önce. Sonra baktım ki kadın gerçekten Türkiye’nin cennet olduğunu ve herkesin bolluk içinde yaşadığını sanıyor! Açtım telefonu, İstanbul’un göbeğindeki bir makette ucuz patates kuyruğunda birbirlerini ezen insanların olduğu bir videoyu gösterdim. Kadın gözlerine inanamadı ve yanaklarından yaşlar süzüldü. “Arkadaşım.” Dedim. “İşte burası böyle bir cennet ve bu cennetin topraklarında artık soğan bile yetişmiyor!” Ben söylerken utandım. Umarım ki bu seçimler ülkemizin kaybettiği can suyunu sunar bizlere de artık mağdur edebiyatı yapanlar değil, gerçek mağdurlar kazanır bu ülkede…

YORUM ALANI

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.