izmir escortizmir escortantalya escortizmir escortpornojigolopornomp3dinlemuzikdinle.comizmir escort kizlarkarsiyaka escortescort bayanbursa escortistanbul escortistanbul escortistanbul escortgaziantep escortdenizi escort
escort istanbulescort eskisehirpendik escort
istanbul escort

‘Fethiye’de kurulu düzeni kabullenmişlik var’

Yıllardır Fethiye’nin sorunlarını ve çözümlerini yazılarında anlatan, eski Fethiye yaşamını kitaplarıyla yaşatan siyasetçi yazar Işık Taban, Fethiye siyasetini ve neden siyasete girdiğini anlattı.

Bu haber 08 Kasım 2018 - 11:39 'de eklendi ve 271 kez görüntülendi.

Fethiye’nin en tanınmış yazar-siyasetçisi olan Taban, bugüne
kadar yazdığı sorunların çözümünü gerçekleştirmek için ‘karar mercilerinde yer
almadan, sözünüz dinlenmiyor. Onun için siyasete girmek zorunda kaldım’

Işık Taban, Batı Akdeniz Gazetesi’ne düşüncelerini,
yapılması gerekenleri ve siyasetimizin bu günkü durumunu değerlendirdi.

Fethiyeliler sizi
köşe yazılarınızdan ve kitaplarınızdan tanıyor ancak sizin aynı zamanda siyasi
kişiliğiniz var. Neden siyaset?

Siyaseti ben seçmedim. Ancak Fethiye’de yaşıyor olmanın
duyarlılığı ile söz ve karar mekanizmasında değilseniz, bütün söylemleriniz
romantik bir manzumenin ötesine geçemiyor. Dikkate alınması için söz ve karar
mekanizmalarının içerisinde olmanız gerekiyor. Yaklaşık 30 yıldır, takriben
1.500’den fazla makalelerimin neredeyse tamamı da yerel yönetimlerle ilgili.
Yazılarım hem soruların tepsidir, hem de yasal dayanaklarıyla çözüm
önerileridir.

Bu güne kadar yazmış olduğum onca yazı ve gündeme
getirdiğim konularla ilgili hiçbir makam veya karar mekanizması arayıp da,
‘Işık hanım bu nedir, bu nasıl geliştirilebilir?’ diye soran olmadı. O nedenle
bütün bu biriktirdiklerimin, deneyimlerimin Fethiye için hayata geçirebilmenin
tek yolunun karar mekanizmasında yer almak olduğunu gördüğüm için de siyasetin
içerisindeyim. Bunu denedim de. Yerel yönetimlerde seçilerek görev almak için
talip de oldum.

Ancak Fethiye’de tuhaf bir kurulu düzeni kabulleniş var.
Herkesin kabul ettiği. Görünürde siyasi partiler var, adayları var,
mücadeleleri var, yöneticileri var. Ama perdenin arkasına baktığınızda, kurulu
düzeni kabullenişi var.  O kabullenişe
aykırı davrandığımın farkındayım. Bir siyasi partinin iktidar mücadelesinde de
bunun olması gerekir. Ancak kurulu düzene aykırı davranmam, bu düzenden
nemalananları çok rahatsız ediyor.

İki dönemdir, yani 13 yıldır yerel yönetimlerde görev
alabilmem, bu tarım yüzünden engellendi. Hiçbir gerekçe de gösterilmedi. Tabi
meclis listeleri ‘senin kankan, benim yengem, onun amcası, benim finansörüm’
şeklinde iğrenç bir şekilde yapıldığı için ben listeye giremedim.

Hatta ‘Işık Taban’ı istemiyorum, yoksa istifa ederim’
diyen adaylarla Fethiye’nin geldiği nokta budur. Ben hâlâ vazgeçmiş değilim.
Fethiye’ye dair fikir ve çözüm önerilerim, hâlâ biriktirdiklerim mevcut. Onları
mezara götürmek de istemiyorum. Bir şekilde Fethiye’nin kullanımına sunmak
istiyorum. Bunu söylerken de Fethiye’den bir talebim de yok.

Siz sorunlara genellikle çözümleri anlatıyorsunuz.
Fethiye’yi idare edenler de Fethiye’ye hizmet etmenin amacındaysa, neden sizin
söyledikleriniz hayata geçmiyor ve sorunlar neden çözülemiyor?

Yazılarımda sadece eleştirmiyorum. Sorunları dile
getirirken, çözüm önerileri de sunuyorum. Ancak aday olanların profillerine
baktığınız zaman veya söylemlerine, taleplerine, iddialarına baktığınız zaman
kurulu bir düzeni radikal bir biçimde değiştirmeyi değil, ‘kurulu bir düzen
var, ben devralayım’ diye talip oluyorlar. Öyle olunca da Fethiyelilerden, ‘Yok
gerek yok, kurulu düzeni zaten yürüten var’ cevabını alıyorlar. Özetin özeti
budur.

Kurulu düzeni her bir Fethiyelinin lehine değiştirecek
radikal önerilerinizin olması gerekir. Benim hep dile getirdiğim ‘Yerel kent rantı
lobisi’  var. Hani ‘partiler üstü’
deniliyor ya, işte o partiler üstü olan aslında yerel kent rantı lobisidir.
Gerçekten de her partiden insanların kolayca bir araya geldiği, orada çok kirli
ittifakların kurulduğu ‘Abi bu dönemde bizim adam olsun’ anlaşmalarına
varıldığı bir mutabakat var. Bu mutabakatın sonucunda göreve gelen yerel yönetimler,
her bir Fethiyelinin hakkını mı savunacak, yoksa o yerel kent rantı lobisinin
mi? Kendini göreve getirenlerin hakkını, hukukunu mu savunacak? Düz mantık
ortada.

Benim önerdiğim ise, ‘her bir Fethiyelinin hakkını eşite
yakın dağıtın’ Bunun yöntemi nedir? Bunu uzun uzun yazılarımda da anlattım.
‘İmar rantı eşit dağıtın, şehrin büyüme rantını eşit dağıtın’ diyorum.
‘İnsanlara belediye imkânlarını eşit sunun’ Bunun bin türlü yolu var. Ayrıca
bunu engelleyen hiçbir yasa yok.

Yani ‘Elimizi kolumuzu bağladı’ diye şikâyet edilen
Büyükşehir Yasası da buna engel değil.

Şu anda sürekli bahane edilen ‘Büyükşehir Yasası’ hiç
engel değil. Büyükşehir Yasası sadece, önceki alışkanlıklara göre belediyenin
çalışmalarını düzenleyen bir yasa. Yoksa belediyelerin bir kısım görevleri
tanımsız bırakılmış değil. Yani ‘kimin yapacağı belli değil’ denilmesi hiç de
doğru bir söylem değil.  Orada hangi
görevi kimin yapacağı, nasıl yapacağı çok açık ve net olarak yazılıdır.

Aslında buradaki sıkıntı, Büyükşehir yapılanmasından
önceki 5393 sayılı belediye yasasında özellikle ilçe belediyelerini o kadar
yetkiyle donattı ki şimdi o yetkilerin olmayışı bahane ediliyor. O yasada
belediyelerin yetkilerini tanımlayan 12. Ve 13. Madde de, belediyelerin
yetkilerinin tamamı ‘yapabilir, yaptırabilir, gayri aynı hak tesis ettirebilir’
yani ‘Yap,İşlet, Devret’ modeliyle ‘belediye mülklerini kiraya verebilir’
vardı.  Yani belediye başkanını bir
bakıma yerel işveren, yerel patron konumuna getirmişti. Tabi ki belediye
başkanları son derece mutlu eden, son derece işine gelen, çevresinde büyük
kalabalıklar oluşmasına, o kalabalıkları mutlu etmesi için de çok yetkilerin
olmasına olanak sağlayan bir yasal düzenlemeydi.

Büyükşehir Yasası ile bu ‘yapabilir, yaptırabilir,
işletebilir, işlettirebilir’ yetkilerinin Büyükşehir Belediyesi’nin yetkisine
geçti.

Ancak öncelikler önemli. Öncelikleriniz her bir
Fethiyeliye eşit hizmet ve olanak sunmaksa, o zaman bir sorun yok.
Öncelikleriniz böyle olmayınca, ‘önceliğim beni iktidara taşıyanlardır’
denildiğinde, tabi ki sorunlar oluşuyor.

Önümüzde yerel seçimler var. Ne olabilir, ne
görüyorsunuz?

Fethiye’nin sorunlarının çözümsüz olmadığını anlatıyorum
sürekli. Fethiye için yapılacak çok şey olduğunu, hatta sürekli şikâyet edilen
‘Büyükşehir Yasası’ ile de çok şey yapılabileceğinden eminim. Yapılabilir.
Hiçbir engel yok.

Mensubu olduğum siyasi partiden bir talebim var. Geçmişte
iki dönemde yaşadığım tatsız sonuçlardan sonra, bunda nasıl bir cevap alacağımı
bilemiyorum. Ancak şunu belirteyim, her koşulda Fethiye’nin yerel yönetiminde
görev almak konusunda ısrarlıyım. Bunun şekli ne olur, zaman gösterecek. İlk
iki seçimdeki Işık Taban değilim.

Bahsettiğiniz o kurulu düzen değişmediği sürece,
Fethiye’nin geleceği değişir mi? Sorunlar çözümlenir mi?

Hayır değişmez ve sorunlarımız çözümlenmez. Fethiye’de
ciddi bir kaynak var. Doğru yönetilmediği için Fethiye’nin önü fazlasıyla
tıkandı. 1990 – 1994 arasında, rahmetli Özer Olgun döneminde yapılan imar
uygulamasından sonra büyük ölçekli bir imar uygulaması yapılmadı.

Muğla Büyükşehir Belediyesi, yasada tanımlanan görevini
yerine getirdi. Muğla’nın bütün ilçelerinde, nazım imar plânının yapılmadığı
bir yer yok. Yani 1/25 ve 1/5000 ölçekli Büyükşehir’İn yetkisinde olan nazım
plânları yapıldı. Ancak ilçe belediyesinin yapması gereken, ‘uygulama
plânlaması’ denilen, insanların bir bir hayatına dokunan plânlamaları ilçe
belediyesinin yapması gerekiyor. Bu yapılmadı. 
İlçe belediyesi böyle bir imar uygulamasına girmediler.

Peki imar plânı yapılmadığı zaman kaçak inşaatın önü açılmış
olmuyor mu?

Kaçak inşaat sektörü oluştu işte. İmar uygulamasının
yapılmaması bunu getirdi. Şehir merkezi o kadar sıkıldı ki. 1990-94 arasında
yapılan imar uygulaması ile oluşturulan yaklaşık 4 bin dekarlık imar parseli
tükendi. Son 30 yıldır yapılan binalar bunu tüketti. Şu anda çok yoğun bir imar
baskısı var. İnsanlara yeni ticari veya konut alanı gösteremediğinizde,
vatandaş da elindeki parsellerde yeni mekânlar oluşturmanın çabasına giriyor.

Gidip Fethiye Belediyesi’nin kapısını çalıyor. ‘Oğlum evlenecek,
çatı katı yapayım, iş yerimi büyütmek istiyorum, arkadaki sundurmayı kapatsam
ne olur?’ diyor. Şehir böyle yok oluyor. Bu bir sektör haline getiriliyor.

Kurulu düzen ‘Kent rantı lobisi’ şehri bu hale getiriyor.

Önümüzdeki seçim önemli bir fırsattır. Adayların kurulu
düzeni devam ettirecek değil, değiştirecek projeleri olmalıdır. Hayali değil,
gerçekçi projelerle halkın önüne çıkılmalı. Fethiye’nin geleceği böyle daha
iyiye götürülebilir. Partilerin yapması gereken yeni liderlerin çıkmasına öncülük
etmek olmalı. Mevcut liderlere biat ettirmek olmamalı. 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.