DOLAR 7,7823
EURO 9,0663
ALTIN 464,827
BIST 1122,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 32°C
Az Bulutlu

FETHİYE’DE BİR DEVİR ALİ DÖĞERLİ İLE KAPANDI

01.09.2020
1.557
A+
A-

Şimdilerde; Hatırlayanların hikaye gibi anlattıkları. Fethiye’nin yakın geçmişindeki sosyal hayatın son izleri de tanıkları ile birlikte bir bir yok oluyor.

“ Fethiye’nin tüccarları “ modelinin yerini paralı ama asla zengin olamayacak hazımsızların doldurması ise mümkün değil.

Fethiye’nin hatırlanan tüccarları, esnafları, tütün işçileri  yazılmazsa artık tamamen unutulacak yakın dönem sosyal sınıf modelleridir.

Terziliği, Rodos da İtalyan ustalardan Rahmetli Reşat Ercenk vardı.

Çocukluğumun Hamam Sokağında ki evlerde keman sesine karışan yasemin kokusu içinde hatırladığım zarif beylerinden birisiydi.

İngiliz kumaşından da, çuha kumaşlardan da takım elbiseler dikerdi , yaka klapeleri bile herkesin taşıyabileceği şekilde denk getirilirdi.

Dikiminde, kime diktiğinin de önemi vardı, her kumaşa duble pantolon paçası olmazdı mesela.

Sonra konfeksiyon elbiseler yaygınlaştı. Kol boyu tutmamış, eller içinde kaybolmuş, omuzlar düşmüş içindekini reddeden ceketler, pantolon paçasının ayakkabı ile mesafesi hep bir görgü aralığında kalmış ama kendilerince, takım elbise giyince “ adam “ olmuş zavallılar.

“Kaç para bu?”

Kalite ayarındaki insanların dünyasında yaşamak zorundayız artık.

Kusura bakmayın; Fethiyeli olarak kendimi de içine alarak bir özeleştiri yapmak zorundayım. Bu görgü aralığından sızan incelik, zarafet, hoşgörü, çelebilik eksilip yok oldukça biz de yok oluyoruz, hırslar içinde, saldırgan, bencil insan kitleleri ticarette ve siyaset de kendilerine açtıkları alanlardaki mütecaviz tutumları ile şehirleri de yok ediyorlar.

Nafile farkındalıkların bunaltıcı anlarında, bazı insanlar vardır sadece yaşadığınız şehirde sizinle birlikte nefes aldığını bilmeniz bile huzur verir.

Rahmetli Ali Hilmi Döğerli bana bu duyguyu geçirebilen son Fethiyelilerden birisiydi.

Çarşı Caddesindeki baba yadigarı mağazasının önünden gelip geçerken rahatsız etmemek için göz ucuyla bakar, dolu dolu yaşanmış bir hayatın dinginliğinde kendisiyle özdeşleşmiş masasında oturduğunu görür rahatsız etmemek için sessizce geçip giderdim.

Orada olduğunu bilmek tuhaf bir iç huzuru yaşatırdı.

Galatasaray Liseli olmanın hakkını hep verdi, siyaseti zenginleşme aracı bir meslek olarak hiç görmedi zaten buna ihtiyacı da yoktu.

Temsil ettiği siyasi misyonun hakkını vermekten hiç çekinmedi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararı onay için TBMM’ne geldiğinde CHP Milletvekiliydi ve red oyu kullanan vekillerden birisi olarak tarihe geçti.

Aktif siyasi hayatını noktaladığında, yaşanmış koca bir hayatın bilgi ve bilgeliği ile Çarşı Caddesindeki mağazasında hep bir pusula gibi durdu.

Eksikliğine kendimce itiraz etmek adına O sokaktan bir müddet geçemeyeceğim ama Sayın Yonca Döğerli ( Yonca Teyze dememi tercih eder) o masayı boş bırakmayacaktır.

Ali Amca ile kapanan devrin sorumluluğunu üstlenecek ve kanatlardan bir diğeri olacaktır.

YORUMLAR

*

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

sanalbasin.com üyesidir