konya escortmugla escorttekirdag escortescort bayankocaeli escortkutahya escortosmaniye escort
antalya bayan escortbursa bayan escortadana bayan escortmersin bayan escortmugla bayan escort

ELİNE, BELİNE, DİLİNE!

Geçtiğimiz günlerde ABD’deki George Washington Üniversitesi’nden iki akademisyen 2010’da “İslam Ülkeleri Ne Kadar İslami?” adlı bir araştırma yayınladılar.

Bu haber 24 Mayıs 2019 - 9:49 'de eklendi ve 418 kez görüntülendi.

Bu araştırma giderek Müslüman olmayan ülkeleri de kapsadı ve dünya geneline yayıldı. Netice ise oldukça düşündürücü. İslama uygun yaşayan ülkeler sıralamasında ilk 40’ta “Müslüman ülke yok!”.

 Şaka gibi ama şaşırtıcı değil. İslam ülkelerinin içinde bulunduğu durumlara baktığımızda bu sonuç oldukça olağan. Güzel bir söz vardır: “ İnsanın karakteri kaderidir!”. Bu çok doğru ama unutulan bir şey var. Bir toplumun kaderini de orada yaşayan insanların karakteri belirler. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, Yunus Suresi 100. ayet bize şöyle sesleniyor: “Allah pisliği, aklını kullanmayanların üzerine yağdırır.” Şimdi dünya çapında aklını en az kullanan ve hatta akla ve bilime düşman olan topluluklara bakıldığında maalesef Müslüman ülkeleri ilk sıralarda görmek mümkün.

 Hurafe, bidat, akıldan uzaklaşma bizim dinimize mensup olanların kanayan yarası. Hal böyle olunca İslam ülkeleri bilimle, ilimle, irfanla değil; israfla ve cehaletle anılıyor. Oysa eskiden böyle miydi?  Dünyada matematik, geometri, astroloji, tıp ve felsefe alanında bir gelişme yaşanıyorsa, o tohum mutlaka İslam toplumlarının topraklarından yeşerirdi. Biruni, İbn-i Sina, Ali Kuşçu, Harezmi gibi pek çok bilim insanının fikirleri günümüzün modern bilim dünyasına dahi ışık tutmakta. Peki ne oldu da yüzyıllar içinde böylesine geriledik. Elbette bunda bazı hurafelerle dini bilimden ayırmaya çalışan, bilimi imanın düşmanı olarak gösteren bazı fikir akımlarının tesiri büyük. Adım adım uzaklaştık bilimden. Araştırma yapmadıkça, kendimizi geliştirmedikçe çiğ bir başak tanesi gibi başımız dikleşti. Tevazuu ve hoşgörüyü kaybettik. Ahmet Yesevi’nin, Kaygusuz Abdal’ın, Yunus Emre’nin yaşam felsefesini unuttuk. Hamdık ama pişemedik. İnsanların ağzında acı bir tat bıraktık. Hem aklımız hem ruhumuz köreldi. Bırakın Müslümanlığı insana yakışır şekilde yaşamayı unuttuk.

Ramazan ayındayız ama herkes patlamaya hazır bomba. Neymiş efendim. İnsanlar aç oldukları için sinirlilermiş. Ortalıkta oruç tutmayan insanları küçümser bakışlar… Oruç tutmak bu mu? Oruç tutmak başkaları yemek yerken, oruçlu insanın varlık içindeki yokluğu anlaması ve rabbine verdiği nimetler için şükretmesidir. Oruç tutmak yardımlaşmaktır; eski dönemlerdeki gibi zenginlerin bakkal dükkanlarındaki veresiye borçlarını ödemesidir. Zenginle fakirin aynı masada oturmasıdır oruç. Nimeti vereni daha çok anmak ve kendindeki acziyeti fark etmektir. Oysa etrafıma bakıyorum da oruç tutuyorum diye etrafındakini azarlayan işverenler, fakirin oturamadığı gösteriş odaklı iftar çadırları, şatafatlı ve israf dolu iftar davetleri. Zenginin zengini ağırladığı, fakirin yine ortada kaldığı bir ramazan.

 Üzülüyorum…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

bayan escort

istanbul escortgörükle escortbornova escortkarşıyaka escortalsancak escortalanya escortizmir escortpornotürk pornoescort izmiralt yazili pornoanne pornosu

sex sohbeti
maltepe escortalanya escort
en güvenilir casino siteleri

evden eve nakliyatistanbul nakliyatistanbul evden eve nakliyatnakliyatnakliyat firmalarınakliyedepolamaistanbul evden eve nakliyatevden eve nakliyatnakliyat

masaj pornohardcore sert sikizenci sexyall mature film