istanbul escort bayan escort şişli escort

ACABA; SELANİK’DE MİSAK’İ MİLLİ SINIRLARI İÇİNDE ALINAMAZMIYDI?

Mustafa Kemal Makedonyalıdır. O günkü Makedonya; (Bulgaristan, Yunanistan, Karadağ-Sırbistan, Kosova, Arnavutluk) gibi milliyetler, yaşamlarını Osmanlı egemenliği altında idame ediyorlardı.

Bu haber 11 Ekim 2018 - 7:51 'de eklendi ve 79 views kez görüntülendi.

 1912’de Balkan milliyetleri aralarında ittifak yaparak, Osmanlı’ya karşı ayaklandılar. Önce Karadağ-Sırbistan akabinde Bulgaristan ve sonunda Yunanistan Osmanlıya karşı savaş açtı. İtalyanlar’da, Osmanlı’yla barış imzaladı ve batı Trablus’tan çekilmeye başladı.

Mustafa Kemal, Trablusgarp’ta savaşıyordu. Bu şartlar altında Anavatana İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. Kahire’ye geldiğinde Doğduğu, büyüdüğü Selanik’in Yunanlılarca alınışının haberini aldı. Elemler içinde derin düşüncelere daldı. Selanik boşaltılıyordu. Mustafa Kemal’in Annesi ve kız kardeşi de evlerini boşaltarak, geri çekilen yaralı askerlerle birlikte İstanbul’a döndü. Ömrünün çoğunu geçirdiği o güzeller güzeli Selanik’in düşman eline geçmesi onu fazlasıyla üzmüştü. Mustafa Kemal İstanbul’a döndüğünde 1. Balkan Savaşı bitmiş, bütün Rumeli elden çıkmıştı. Bir gece gazinoya gitti. Orada askerleri gördü. Onlara “Selanik’i nasıl verdiniz, hiç içiniz sızlamadı?” diyerek bağırdı. 

Selanik’te 8. Kolordu garnizon komutanı Hasan Tahsin Paşaydı. Selanik’ten mesul DÜ. Prens Konstantin komutasındaki Yunan kuvvetlerini durduramadı. Bulgar Tümeni de Selanik’e yaklaşıyordu. Bundan da çok korktu. Yunan’a tek bir kurşun dahi atamadı. Askerleri, cephane sandıklarını yollarda bırakarak kaçtı. Top arabacılar, top arabalarının koşumunu keserek, atlara binerek kaçtılar. Osmanlı ordusu şehrin sokaklarında oturmuş, Yunan ordusunun ellerini kollarını sallayarak, SELANİK Şehrine girmesini bekler gibiydiler. Hasan Tahsin, Yunan komutanıyla Selanik Sancağının ve Osmanlı askerinin Teslim olma şartlarını görüştü. 26 Ekim 1912 de Selanik’i 26.000 bin Osmanlı Askeri ve 10 batarya ile tek bir kurşun atmadan Yunan Ordusuna teslim etti.

Salih Bozok hatıratlarında “hiç aklımıza gelmezdi, her yer gidebilirdi ama Selanik vatan toprağı gidemezdi. Hele ki böyle” der. Acaba; Selanik’te Misakı Milli sınırları içinde alınamaz mıydı?

Hasan Tahsin paşa Divanı-Harp tarafından gıyabında yargılandı ve idama mahkûm edildi. Fakat zaten bir daha Memlekete geri dönmedi. Yunan tabasına geçti. Hayatının sonuna kadar Yunanistan’da refah içinde krallar gibi yaşadı.1918 yılında Lozan’da öldü. 550 yıldır Osmanlı egemenliğinde olan Selanik’in Türk egemenliğinden çıkıp, Yunan egemenliğine geçmesine onay veren imzasını atmıştır.

Yakın tarihimizde iki hasan Tahsin vardır. Birincisi; Vatan haini Hasan Tahsin Paşadır, ikincisi ise; asıl adı ‘Osman Nevres’ olan Kahraman gazeteci yazar Hasan Tahsin’dir. Hasan TAHSİN 1888 Yılında Selanik’te doğmuş ve 15 Mayıs 1919 yılında daha baharında iken İzmir’de 31 yaşında Şehit edilmiştir. Hasan Tahsin yazar ve gazetecidir. Binlerce İzmirli eski Musevi mezarlığında toplanmışlardı. O zamanın Belediye başkanı Hacı Hasan Paşa kalabalığa hitap ediyordu. Yanında birde Hukuk’u Beşer gazetesinin başyazarı Hasan Tahsin vardı. Halkı direnmeye çağıyorlardı “İzmir’i Yunana vermeyeceğiz” diye yeminler edildi. Hasan Tahsin 15 Mayıs 1915 Kordon boyunda koyu renkli takım elbisesiyle şehadet şerbetini içmiş bekliyordu.

15 Mayıs 1915 de Yunan işkâl Alayı saat 08.55 de gemilerden inerek karaya çıktı. Bu esnada ellerinde çiçeklerle binlerce Rum bekliyordu. Hasan Tahsin kordon boyundaki kalabalığın arasından sıyrılarak öne çıktı “olamaz Olamaz böyle ellerini sallaya sallaya giremezler“ diye bağırdığı duyuldu. Ve ardından düşmana ilk kurşunu attı. Bütün kurşunları tükendikten sonra Yunan Süngülerince şehit edildi. Naaşı saat kulesinin altında bulundu. Sıktığı o ilk kurşun, Türk kurtuluş mücadelesinin başlamasında örnek teşkil etmiştir.

Kaynakça

Atatürk; Lort Kınross

Afet İnan; M. Kemal ATATÜRK!ten yazdıklarım

Hacı Angı, Atatürk

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.