izmir escortizmir escortantalya escortizmir escortpornojigolopornomp3dinlemuzikdinle.comizmir escort kizlarkarsiyaka escortescort bayanbursa escortistanbul escortistanbul escortistanbul escortgaziantep escortdenizi escort
escort istanbulescort eskisehirpendik escort
istanbul escort

81 ilden Çin’in insan hakları ihlallerine tepki

Memur-Sen Konfederasyonu, Çin ile BM İnsan Hakları Konseyi arasında gerçekleştirilecek olan, “Çin’deki insan hakları ihlalleri görüşmesi” öncesinde 81 ilden Çin’in Müslüman Türk toplumuna yönelik zulümlerini protesto etti.

Bu haber 07 Kasım 2018 - 12:10 'de eklendi ve 52 kez görüntülendi.

81 ilde gerçekleştirilen basın toplantıları ve
açıklamalarla, Çin’in insan hakları ihlallerine “Dur” dendi.  

Açıklamanın başladığı dakikalarda, Memur-Sen’in 81 il
teşkilatı da sosyal medya üzerinden, “#DoğuTürkistandaZulmüGör”
hashtag’iyle Çin’in zulmü protesto edildi.  

Basın açıklamasının Muğla ayağı ise Memur-Sen Genel
Merkezi’nde gerçekleştirildi, Memur-Sen Muğla İl Başkanı Önder Uçak yaptı.

“Doğu Türkistan’da Zulmü Görme ve Bitirme
Vakti”nin geldiği vurgulanan açıklamada, Cenevre’de BM İnsan Hakları
Komisyonu’nda Çin Hükümetiyle karşılıklı olarak Çin’deki insan hakları
ihlallerinin değerlendirileceği bir toplantının düzenleneceği belirtilerek,
“Biz insanlığın vicdan sesi olarak Doğu Türkistan’ın yanında Çinin ve
zulmünün karşısındayız. Bizler, insanlık ailesinin onurlu fertleri ve özgürlük
sesleri olarak; soykırıma sessiz kalmayacağız, Çin’e karşı ses vermekten geri
durmayacağız” ifadeleri kullanıldı.

Yapuılan basın açıklamasında;

“Doğu Türkistan’da Zulmü Görme ve Bitirme
Vakti 

Doğu Türkistan, 1949 yılından beri Çin  işgali
altında… Ve o günden bu yana Doğu Türkistan’dan feryatlar hiç eksik
olmadı…Fakat kulaklar sağır, gönüller körleşmiş modern dünyada. Ne Çin
işkencesi görüldü, ne de zulüm altında yükselen feryatlar duyuldu. 

Bugün Cenevre’de BM İnsan Hakları Komisyonunda Çin
Hükümetiyle karşılıklı olarak Çin’deki insan hakları ihlallerinin
değerlendirileceği bir toplantı düzenlenecek. Bugünkü yapısına rağmen BM’nin,
Çin’in Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği jenosidi/soykırımı en azından dünya
kamuoyuna duyurması bakımından önemsiyoruz.

Tabi buradan hemen şu uyarıyı da yapalım; Çin’in Uygur
Türklerine uyguladığı soykırımı, son zamanlarda gittikçe şiddetini artıran
Amerika-Çin rekabetine politik meze yapmaya çalışanlara izin verilmemeli. Doğu
Türkistan ve milyonlarca insan, iki emperyalist devletin çıkar kavgasında araç
haline getirilmemeli. Biz bu noktada dünyanın bütün iyi insanlarına, insanlığa
önemli vazifeler düştüğüne inanıyoruz. Eğer dünyanın iyi insanları bu konuyu
sahiplenip, zulme karşı bir hat oluşturmazsa, Doğu Türkistan başta olmak üzere
dünyanın birçok yerinde yaşayan mazlumlar iki zalimden birinin zulmüne maruz
kalması kaçınılmazdır. Bu yüzden dünyanın bütün iyi insanları zulme karşı güçlü
bir hat oluşturmalı, adalet ve özgürlük dünyamıza hakim kılınmak için
sorumluluk almalı. Ve hep birlikte haykırmalı; İnsan onuru dokunulmaz,
özgürlükler kısıtlanamaz. 

Evet… Çin, Doğu Türkistan’da bir soykırım
gerçekleştiriyor. Bunu yaparken de kendince meşrulaştırıcı bazı politik argümanlar
geliştiriyor. Zaten modern dünyada bütün katliamlar, zulümler bu kılıf altında,
yani masum gibi görünen teoriler ve politik söylemlerle gerçekleştiriliyor. Çin
hükümeti de, Doğu Türkistan’daki soykırımı, zulmü gizlemek için “Sosyo-ekonomik
reformlar” söylemini kullanıyor. Bu söylemin altında neler gizli, gelin
birlikte bakalım. Yükselen ejderha olarak gösterilen Çin, komünist parti
oligarşisi altında tam bir kölecilik düzeni kurmuştur. Bu yüzden, insan hakları
ihlalleri bütün ülke sathına yayılmıştır. 

Bugün Çin’in zenginlerinin kimliğine baktığınız zaman hep
Çin Komünist Partisinin yöneticilerinin çocukları olduklarını görürsünüz.
Bunlara küçük prensler denilmektedir. Çin rüyası pazarlanan budur. İşte,
“sosyal-ekonomik reformlar” bu küçük azınlık için geliştirilmiş sömürü
politikalarının kılıfıdır. Değerli dostlar, bu gerçek anlaşılmadan, Doğu
Türkistan’da neler oluyor sorusunun cevabını tam olarak anlayamayız. Peki
sosyal-ekonomik reformlar adı altında nasıl bir politika izleniyor? Yukarıda
dediğimiz gibi Doğu Türkistan’da 1949 yılından bu yana yaşanan bir zulüm
var. 

Bir noktada bu zulmün temelinde Doğu Türkistan’ı Müslüman
Uygur Türklerinden arındırmak yatıyor. Bu politika işgalin ilk yıllarından
bugüne kadar aralıksız uygulandı. Özellikle 1960’la 1990 arasında başkent
Urumçi’nin güney doğusundaki Lop Nor çölünde yapılan atom denemeleri
neticesinde onbinlerce Uygur Türkü radyoaktif maddeler yüzünden ölmüştür.
Şimdilerde ise bizzat Çin Komünist Partisinin geliştirdiği politikalarla
insanlar, ya ölüme sürükleniyorlar ya da yerlerinden yurtlarından
ediliyorlar. Aslında herkesin bildiği bu politikaların birkaçını burada
bir kere daha hatırlatmak istiyorum.  Çin fikri ıslahat adı altında bir
milyondan fazla insanı hapishanelerde tutuyor.. Çin komünist yönetimi ‘Kardeş
Aile’ projesi adı altında her Doğu Türkistanlının evine bir Çinli erkek
yerleştirerek Uygurların aile birliğini dağıtıyor. Evlenmemiş 16-25 yaş arası
Uygur kızları Çin’in iç bölgelerine sürüldü. İlk yıl 240 bin, ikinci yıl ise
bir milyon Uygur kızı ailesinin elinden zorla alınarak fabrika ve tarlalarda
işçi yapıldı.

2001’de bir uygulama başlattılar. Adı “Sincan Sınıfı”.
Müslüman Uygur çocuklarını ailelerin elinden alarak, Çin’in iç bölgelerindeki
yatılı okullara götürdüler. 2003 yılında Doğu Türkistan’daki bütün okullarda
Uygurca yasaklandı. O tarihe kadar eğitimini Uygurca yapmışların diplomaları
elinden alındı. Mühendis, doktor, profesör, öğretmen bütün akademik kadro bir
günde “vasıfsız işçi” yapıldı. Çin’in Doğu Türkistan’da tek orijinal ürünü
işkencedir, zulümdür. Bu yönüyle “Çin işkencesi” tabirinin bugünkü somut
karşılığı Doğu Türkistan’da hergün değil her an yaşanıyor. Çin sadece
yaşayanları öldürmüyor; doğacak olanların da hayata gelmesine engel oluyor.
Nüfus planlaması altında anne karnındaki dokuz aylık bebeği sezeryanla alıp
katleden Çin hükümeti, terör söylemleriyle oluturduğu sahnede İslam
medeniyetinin kadim bölgelerinden biri olan Doğu Türkistan’ı insansızlaştırmaya
ve müslümansızlaştırmaya hunharca devam ediyor. Kur’an okumanın, terör eğitimi,
namaz kılmanın terör eylemi ve oruç tutmanın devlete başkaldırı olarak ilan
edildiği Doğu Türkistan fotoğrafı Çin’in bu yüzyıla hediye ettiği utanç
tablosudur. 

Değerli dostlar, Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz
anlattıkları gerçekten tüyler ürpertici. Çin hükümeti, kendi politikalarını
meşrulaştırmak için El-Kaide, DAİŞ söylemlerinin arkasına gizlense de mızrak
artık çuvala sığmıyor. Buradan büyük MEMUR-SEN ailesi adına Çin hükümetine
 seslenmek istiyorum. Doğu Türkistan İslam Medeniyetinin kadim
bölgelerinden biridir. Hangi politikaları uygularsanız uygulayın, hangi
söylemin arkasına gizlenirseniz gizlenin;  Doğu Türkistan’dan İlk Müslüman
Türk Hakanı Satuk Buğra Han’ı, “Dîvânü Lugati’t-Türk” adlı eseri yazan ilk Türk
dil bilgini Kaşgarlı Mahmud’u, “Kutadgu Bilig” adlı eserin sahibi şair, yazar
ve devlet adamı Yusuf Has Hacip’i silemezsiniz. Biz insanlığın vicdan sesi
olarak Doğu Türkistan’ın yanında Çinin ve zulmünün karşısındayız.

Bizler, insanlık ailesinin onurlu fertleri ve özgürlük
sesleri olarak; soykırıma sessiz kalmayacağız, Çin’e karşı ses vermekten geri
durmayacağız. Bizler, medeniyetimizin değerlerine yüklenen adil insanlar olarak
Doğu Türkistan adaletle, kardeşlerimiz özgürle bulaşana kadar susmayacağız.
Yaşasın Doğu Türkistan Kahrolsun Çin Zulmü! Ayağa kalksın insanlık Kurtulsun
Doğu Türkistan! Biz inanıyoruz ki, insanlığın onur ve özgürlük savaşı
karşısında ne Çin ne de Çin seddi dayanır.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.