Batıakdeniz Gazetesi
Batıakdeniz Gazetesi

MEZHEPLERİ ELEŞTİRENLERİN MEZHEPLERİ

Yaklaşık iki yüz yıldır süren Haçlı Seferlerinden sonra savaşta başarılı olamayan Haçlı ordusu,  geldikleri yerlere peyderpey geri dönmüşlerdir.






04 Ağustos 2017 - 7:34 'de eklendi ve 128 kez görüntülendi. A+A-

MEZHEPLERİ ELEŞTİRENLERİN MEZHEPLERİ

 

Savaşçı Rahipler savaş esnasında Müslümanlarla geçirdikleri onca yıl içinde öğrendikleri maddî, manevî ve fikrî değerleri yanlarında götürmüşlerdir.

Hırıstıyanlık Aziz Pavlus, Aziz Petrus’un ve diğer takipçilerinin ellerinde aslî halinden oldukça uzaklaşmış bir halde idi. Haçlı seferlerinden dönen savaşçı rahipler, Müslümanlardan öğrendikleri bilgiler sayesinde oluşan yeni fikirleri ile kendi dinlerine farklı bir gözle bakmaya başlamışlardır. Bu eleştirel bakış açısı 13. yüzyılda Batıya dönen savaşçı rahiplerden, 15. yüzyılda Martin Luther’in zamanına kadar dalga dalga artarak devam etmiştir.

Gitgide yayılan yenilik fikri, Hırıstıyanlığın mevcut durumunun neden bu halde olduğunu, Hak üzere olduklarına göre neden bu hale düştüklerini soruyor ve sorumlunun Osmanlı ve Kilise olduğunda birleşiyorlardı. Martin Luther’in “Papa deccal, Türk de şeytandır” sözü suçluyu bulduklarını anlatmaya yeterlidir.

Yenilikçiler, dinlerinin tek Tanrılı vahiy dini çizgisinden çıktığını düşünüyorlardı. Özellikle ana gövde diyebileceğimiz Katolikliği tek tanrılı vahiy çizgisine döndürmek gerektiğini düşünüyorlardı. Bu yeni çizgi Kitabı Mukaddes esas alınarak yapılacaktı. “Kimse Tanrı hesabına konuşamaz, Papa veya kutsal kişiler aradan çıkmalıdır, herkes kutsal metinleri okur, anlar, Tanrı kullarına vicdanları yoluyla seslenir” diye düşünüyorlardı.

İsyan eden, âsî olan, protesto edenler (Protestan) ana kol olan Katolik Hırıstıyanlığı aslına döndürme amacıyla yola çıkmışlardır.

Bu eylem her konuda kurumsallaşmış din olan Katolikliği zayıflatmaya başlamıştır. Katolik müntesipler bu karışıklıkta dindışı dünyeviliğe meyletmeye başlamışlardır. Hırıstıyanlık Katolik ve Ortodoks olarak iki kutuplu sağlam bir yapıda iken artık üçüncü bir yol açılmış, üç kol da zayıf hale düşmüştür.

Her fırsattan menfaat sağlamalarıyla bilinen  İngiliz-Yahudi din dışı unsurlar, Papalık gibi merkezi ve güçlü bir otoritenin zayıflamasını fırsat bilerek Protestanları istedikleri gibi yönlendirmişlerdir. İlk açılan faizli bankalar Papalık tarafında günah olduğu gerekçesi ile kapatılmıştır. Rahiplerin uyarısı ile Amerikan yerlilerinin öldürülmesi geç de olsa yasaklanmıştır. Ama artık Protestanlık vardır. Sömürüye, faize, katliama dur diyecek güçlü bir Hırıstıyanlık kalmamıştır. Her devlet kendi Protestanlığını oluşturmaya başlamıştır (Anglikan Protestanlığı, Amerikan Protestanlığı yani Evanjelistler gibi)

Bu anlatılan ibret verici tarihten ders çıkarmamız gerekir. Sünnî Mezhebi sonradan kurulmuş bir mezhep değildir. Sahabe efendilerimizden sonra ana yoldan küçük guruplar sapma göstermiş, ancak ana yolda kalıp sapma göstermeyenlere Ehli Sünnet ve’l Cemaat denmiştir.  Sünnî Mezhebindeyim demek; Şiî değilim, Haricî değilim, Mutezilî değilim yâni ben bir yere ayrılmadım demektir. İslam=Ehli Sünnet ve’l Cemaattir.

Sünnî mezhebine mensup olanların davranışlarının ortak bir zeminde buluşması, hayatlarını Rasûlü Ekrem’in sünnetini esas alarak şekillendirmelerindendir. Coğrafya, diller, ırklar değişse de Hacda birbirini ilk defa gören Müslümanlar, dil bilmemelerine rağmen, kendi öz kardeşlerini görmüş gibi gülümsemeye başlarlar. Birbirine Fatiha Suresi okuyarak kucaklaşanları görebilirsiniz,  “Araplar ezanı Türkçe okuyor” diyen hacılarımız vardır .

Müslümanların bugünkü durumunu Ehli Sünnet alimlerine ve geleneğe fatura eden modernist, yenilikçi ve İslamcı guruplar, Protestanların dinlerine verdiği gibi bir zararı İslam’a vermekte olduklarını görmelidirler.

“Ben Şiî de değilim, Sünnî de değilim, ben Müslümanım” diyen kişiler, tüm Şiî ve Ehli Sünnet cemaatin mensup oldukları kurumu bırakıp kendi peşlerine düşeceklerini mi zannediyorlar? Olacak olan kendi peşlerine düşenlerle üçüncü siyasî bir mezhebi yani Protestan Müslümanlığı icad etmeleridir. Bu söylemin sloganı ‘Kur’an’a dönelim’ de olsa sonu hayr değildir. Çünkü Ehli Sünnet zaten Kur’an ile ufkunu, sünnet ile davranışlarını şekillendirenlerin yoludur. Din=İlim=Sünnet=Şeriattır.

Bilgi seviyesi olarak abdestin farzlarını sayamayan, Kur’an’ı yüzünden okuyamayan insanların önüne çıkıp, canlı yayında Hadis Külliyatına ağza alınmayacak eleştiriler getirenler, yaptıklarının neye malolduğunu görmüyorlar mı? Tutunduğu dalı kırıp ana gövdeden kopardığınız insanlar artık namazın sünnetlerini bile terketmiş durumdalar.

Bu guruplar vahyin 610 da başladığını söylerken henüz o yıllarda Miladi takvimin olmadığını, vahyi İsa’nın (Tanrının) tarihe dahil olmasına nispet ettikleri hiç farketmiyorlar mı? Bu Hırıstıyan bakış açısıdır, takvim bilincinden yoksunlukdur.

Siyeri farklı anlattığını düşünenler insanlarda Sahabe  Efendilerimize karşı oluşturdukları küçümsemeyi farketmiyorlar mı? Kendi ayıplarını çocuklarını anlatıyorlar mı? Bizden önce yaşayanların nesini örnek almak istiyorsak onları anlatırız. Bu yüzden İslam Tarihi kitaplarında Müslümanların hataları, eksiklikleri nakledilmemiştir. Bunları öğrenmek insanlara ne kazandırıyor?

Hasılı kelam fıkhî veya siyasî konuda yüzyıllar içinde oluşmuş dinî kurumlarımız, müstahkem kaleler gibi bizleri korumaya devam ediyor. Kale içinde her türlü tartışma yapılır, kalenin duvarını delip, yanına bir gurup asker alarak dışarı çıkıp yan tarafa yeni bir kale yapmak, düşmandan başkasına fayda vermez.

Din dışı İngiliz-Yahudi zümrenin İslamî bir gurubu terör örgütüne nasıl dönüştürdüğüne yeni şahit olmadık mı? Modernist veya İslamcıların tavrı “ben kullanılmaya müsâitim”  mesajı vermektedir. Siyonistlere malzeme olmadan herkes kendine çeki düzen vermelidir. Müslümanları zayıflatmanın hesabını, bu dinin sahibi elbette soracaktır.

Türk’ün gücü Ehli Sünnet’e olan bağlılığındandır. Bu yoldan en küçük bir sapma, gücümüzün kırılmasına sebep olacaktır. Selam ve dua ile…

Etiketler :
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Müslümanın Üç Kelimesi: Müslümanın Üç Kelimesi:

İnanmak, hayatı anlamlı kılmada İnsanın ihtiyacıdır diyebiliriz. Varlığımıza bir anlam vermeden, ...

YUNAN’I KULLANMA KILAVUZU YUNAN’I KULLANMA KILAVUZU

Batı modernizminin merkezi İngiltere 19. asrın başlarında Protestanlığı benimseyince İngilizlerin...

LİYAKAT Mİ, GÜVENLİK VE/VEYA İTAAT Mİ? LİYAKAT Mİ, GÜVENLİK VE/VEYA İTAAT Mİ?...

Başa geçinceye kadar liyakat diyenler, koltuğa oturunca güvenlik ve itaat  demeye başlıyor. Kur’a...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)
SON EKLENEN HABERLER
3 minibüste 91 kaçak yakalandı 3 minibüste 91 kaçak yaka...

MUĞLA'nın Milas İlçesi...

Molly buldu. Bakın uyuşturucuyu nereye saklamış!.. Molly buldu. Bakın uyuştu...

BODRUM'da polisin özel...

70 metre yükseklikten düştü 70 metre yükseklikten düş...

FETHİYE'deki 1965 rakı...

FIA Başkanı Brink Fethiye’de FIA Başkanı Brink Fethiye...

FETHİYE'ye gelen Ulusl...

Litvanyalı turist otelde ölü bulundu Litvanyalı turist otelde ...

MARMARİS'e tatil için ...

Fethiyespor puansız dönüyor Fethiyespor puansız dönüy...

Spor Toto 2. Lig Beyaz...

“Her zaman destek vermeye hazırım” “Her zaman destek vermeye...

Muğla Valisi Esengül C...

Cuma namazı sonrası  vatandaşlarla bir araya geldi Cuma namazı sonrası  vata...

Uzun bir süre vekaletl...

70 bin imza topladılar 70 bin imza topladılar

Fethiye ile Dalaman’ı ...

Selvi: “2’nci İsrail’e geçit yok” Selvi: “2’nci İsrail’e ge...

Vatan Partisi Fethiye ...

FOTO GALERİ
GÜNCEL HABERLERİ
VİDEO GALERİ